Bırakmak istemiyor gibi sarılıyordu, bırakmak zorunda olduğunu bilir gibi; kaybetmek istemiyor gibi tutuyordu beni avuçlarında ama kaybedeceğini bilir gibi.
"Senin benim göğüs kafesimde ne işin var?"
Sen benim göğüs kafesimi ateşe verdin.
Sen benim göğüs kafesimi yangın yeri ettin.
Sen aldın beni o büyük avuçlarına, kıvrıldım uyuyorum bak şimdi ben orada.