"Biliyor musun Muro? " dedi. "Beni hayatta üç şey mahvetti: Fazla cesaret, fazla merhamet, fazla sevgi."
Gözlerim buğulandı. Sesimi çapaksız tutmaya çalışarak, ağlamaya başlamaktan korkarak, "Biliyor musun baba," dedim. "Saydığın o üç şey bende de fazlasıyla var." Onun saydığı gibi saydım: "Fazla cesaret, fazla merhamet, fazla sevgi." Çaresizlik belirten bir ifade belirdi yüzünde. Gözlerinde yalnızca doğulularda görebileceğiniz bir yeis vardı. "İnşallah, senin de hayatını mahvetmezler," dedi.
Bütün fotoğraflarda babamın yanındaki kapının camında o boş, beyaz kağıt görülüyor : Gizli Ben.
Oradayım. Babamın yanı başında. Kağıdı öne sürüp, kendimi geri çekmemin işaretinde, sonraki hayatıma ait bir metafor bulmak mümkün elbet.
Görülmek uğruna, yıllardır o boş beyaz kağıda yazıyorumdur belki de...
Her biten yazıdan sonra yeniden beyaz, boş bir sayfa oluyorum; bana ve yazıdaki benlere ilişkin söyleyecek sözlerimi çoğaltıyorum; bu kitapta da btimedim, gelecek yazılara, kitaplara artım, hayat çok zengin, insanlar çok beklenmedik; kaldı ki şu anda kapanmamış bir hayatın ben'ini anlatıyorum.
Kaç yılın sayfasında kendimi arıyorum. O cama asılmış boş, beyaz kağıt parçasından bu yana kaç sayfada göründüm kayboldum.
Shai ey okur, beni hiç gördünüz mü?
Kitapların ve filmlerin dünyasına sığınmam boşuna değil. Bana hayal kurmaktan başka bir şey kalmıyor. Bu konudaysa yetenekliyim. Hayaller ile kıstırılmışlık arasında yaratıcılığı besleyen ince ilişkiler belki ...