belki de kancaya evrilip kafamızı gagalayan bütün soru işaretlerini kendi haline bırakıp acıyı kabullenmek en iyisiydi, çünkü o sorunların cevapları kalp kırıcı olabiliyordu. kafanız kırılsa alçıya alabilirdiniz ne de olsa, ama kalp alçı tutmuyordu.
aptal bir uyuşturucu bağımlısına benziyordum, tek fark uyuşmak için madde kullanmama ihtiyacım yoktu; kendi kendimi yalnızca aklımla da zehirleyebiliyordum.