Benim sevdiğim ve kıymet verdiğim şeyler , herkesin aklındaki o meşhur “mantık terazisi”ne uymak mecburiyetinde değil elbet. Herkesin güzellik anlayışı kendine;kimine göre sâde olan sıkıcıdır, kimine göre gösteriş zarâfettir. Ben bazen bir çay bardağının masada bıraktığı izde, bazen rüzgârın perdeyi kıpırdattığı o sessiz anlarda huzur bulurum. Bir başkası için ehemmiyetsizdir belki, ama bana bir zamânın kokusunu, bir duygunun izini taşır. Beğenilerimin izahını isteyenlere ne diyeyim; kalp hangi hikâyeye tutunacağını seçmez, sadece hisseder. Belki sizin “lüzumsuz” dediğiniz şey, benim içimin tam ortasındadır. Güzelliği herkesin alkışladığı yerde aramayı çoktan bıraktım ; ben artık fark edilmemiş ayrıntılarda yaşıyorum. Zirâ ne demişler; zevk-i selîm, biraz da kalbinin nereye baktığını bilmektir.
Duygu ve Düşünce
Doğru düşünmenin gücü
İyi niyet ve dürüstlük kısa vadede kaybettirmiş gibi görünür fakat uzun vadede kazandırdığını keyifle izlersin 😌
Reklam
Kimse kendini kötü biri olarak görmez
😇 İnsan zihni bazen eski bir tiyatro sahnesine benzer. Dekor değişir, ışık değişir, oyuncular değişir; ama oyunun özü aynı kalır. İnsan da çoğu zaman yaptığı şeyi değiştirmeden önce yaptığı şeyin hikâyesini değiştirir. Çünkü insanın kendini tamamen ‘zalim’, ‘bencil‘ ya da ‘vicdansız‘ biri olarak taşıması kolay değildir. Ruh, kendine bakabildiği görüntüyü korumak ister. Bu yüzden insan başkalarına söylediği yalanlardan çok, kendine anlattığı hikâyelerle yaşar. Birini kırdığında bunu ‘dürüstlük’ olarak anlatır. İnsan kullanmaya ‘hayatın gerçeği’, küçümsemeye ‘eleştirel düşünce’, acımasızlığa ise ‘güçlü karakter’ adını verebilir. Çünkü insan çoğu zaman davranışını değiştirmeden önce davranışının ahlaki anlamını değiştirir. Belki de insan ruhunun en ilginç taraflarından biri budur. İnsan her zaman gerçeği inkâr etmez. Bazen yalnızca gerçeğin adını değiştirir. İlk bakışta küçük görünen bu değişiklikler aslında insanın vicdanıyla kurduğu ilişkinin merkezinde durur. Çünkü insanın en uzun ilişkisi başkalarıyla değil, kendisiyle yaşadığı ilişkidir. İnsan geceleri yatağa başını koyduğunda yanında kalan şey başarıları, ilişkileri ya da toplumsal statüsü değil; kendisi hakkında kurduğu hikâyedir. O hikâye bozulduğunda insanın iç dengesi de sarsılmaya başlar. Vicdanın dili İnsan neden kendini sürekli haklı hissetme ihtiyacı duyar? Çünkü benlik algısı yalnızca psikolojik değil, aynı zamanda varoluşsal bir meseledir. İnsan kendisini kötü biri olarak gördüğünde yalnızca davranışı değil, bütün kimliği tehdit altında hisseder. Bu yüzden zihin savunmalar üretir. Bahaneler çoğu zaman başkalarını kandırmak için değil, içerideki düzeni korumak için kurulur. __Albert Bandura’nın tarif ettiği ‘ahlaki çözülme mekanizması‘ tam da burada ortaya çıkar. İnsan
Makale|Yazı
Gün Batımında Saklı Sevda Gün batımı inerken sessiz ufuklara, Ruhum seni arar en derin duygularda. Can bulur kalbim senin sevginle, Bir ömür saklanır gözlerindeki huzurla. Gökyüzü berraklıkla süslenir gecede, Yıldızlar fısıldar adını sessizce. Çiçekler açar doğanın kucağında, Saflık büyür sevdanın sıcaklığında. Güven olur ellerinin dokunuşunda, Dostluk saklıdır güzel bakışında. Saygı ve samimiyet örer yollarımızı, Dürüstlük aydınlatır yarınlarımızı. Bir tebessümün yeter içimi ısıtmaya, Merhamet ve şefkatle sar beni dünyada. Umut olur her yeni doğan güneş, Aile gibi yakın, kalbimde bir ateş. Seninle anlam bulur bu sessiz hayat, Sevgiyle yazılır kalbimdeki her sanat. Gün batımı şahit olsun bu aşka, Huzurla yürüyelim sonsuzluğa. Şiir: Şerafettin ÜNYE
Şiir
Kıymetli şeylerden hoşlanırım; mesela söyledikleriyle yaptıkları bir olan insanlardan..
"Machiavelli'nin "başkaları hile yaparken sen adil kalma” sözü bana artık başka bir şeyi anlatıyor: kötülüğü seçmek değil, saflığı bırakmak. Herkese dürüstlük sunmak değil mesele; dürüstlüğü bir zayıflık gibi kullananlardan kendini geri çekmek. Yakınlığı silaha çevirenlere kapı açmamak, seni kirletmeye niyetli olanlardan temiz niyet beklememek. Bu bir intikam değil. Bu, oyunun nasıl kurulduğunu görmek. Ve o oyunda iyiliğinin sana karşı kullanılmasına izin vermemek. Bazen bilgelik affetmek de değildir; sadece aynı masada, aynı kurallarla oynamayı bırakmaktır." - Alıntıdır Bu insan ilişkilerinin temeline oturan ve öğrenilmesi gereken bir beceri.
Reklam
Reklam