a

a
@duslerkursagi
kanlı belleklerimizden hiç silinmeyen anılarımız, dans ediyor şiirimizin kırık penceresinde.
izmir
7 Haziran 2005
11 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
İnsanlar her girişimi bir seçeneğe bağlarlar; başarı ya da başarısızlık, yengi ya da bozgun seçeneğine. Ben başka bir mantığı savunurum: aynı zamanda ve çelişkin olarak mutlu ve mutsuzumdur: "başarmak" ya da "başarısızlığa uğramak" ancak durumsal, geçici anlamlar taşır benim için (ama bu durum acı ve isteklerimin şiddetini gidermez); beni gizliden gizliye, inatla yönlendiren şeyin "taktik"le hiç ilgisi yoktur; doğrunun ve yanlışın dışında, başarılmışın ve kaçırılmışın dışında, benimser ve kesinlerim; her türlü amaçlılıktan uzaklaşmışımdır, rastlantıya göre yaşarım (söylemimde imgelerin zarlar gibi gelmesi de bunu gösterir). Serüvenle (başıma gelenle) karşılaşınca, ne yengi, ne yenilgiyle çıkarım bu serüvenden: "trajik" bir insanımdır. (Böyle bir aşk sürdürülemez diyorlar bana. Ama sürdürülebilirliği nasıl değerlendirmeli? Sürdürülebilir olan neden İyi olsun? Sürmek neden yanmak'tan daha iyi olsun?)
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sana gittiğim yerden yazmak için yakın ya da uzak bir postane arıyorum. Burada kapılar mavi. "Burada bütün maviler kırmızı" diyorlar, anlamıyorum. Aramızdan yollar geçiyor. Kaybettiklerimizi, bulduklarımızdan düşerek yanılmayan sonlar geçiyor solumuzdan. Sana doğudan yazarsam, güneş batana kadar yetişememiş mektuplar ne renk okunur ellerinde, onu da bilmiyorum. Burada tahta kalemler bile acı mürekkep kokuyor gerçekten, sen de duyuyor musun? Meğer ne talihliymişiz uykularımızda gülümseten rüyalara inanırken, korkularımızı gerçek çıkaranlara, gerçekten güvenirken. Birkaç kez yıkandıktan sonra dokunduklarını hatırlamayan ellerin, teni bile yanıltan hafızası kaldı yalancı anılardan geriye. Ellerindeki hikâyeden bile kuşkulanmıyorsun. Yürürken çektiğin her nefeste, bir başkasının sesiyle ürküyorsun bu şehirde. Yine kapılar, her yerde kapılar.. Birkaç basamaklı merdivenler, çıkamadığımız her yüksekliği kalbimizden söküp alır gibi umursamaz. Hızla akan görüntüler var aklımda; unutmakla, ulaşmak arasında kaybolmaya çalışırken yakalıyorum kendimi. Mavi kapıların çatlak boyaları eskimiş. Neden bu kadar kapısı olan bir şehirde, içinden geçemediğim kapıların varlığını hissediyorum? Sanki burada saklansam, ne sen beni bulabilirsin bir daha, ne de ben kendimi. Ardımda bıraktığım ayak izlerimi biraz sonra bir toz bulutu yok edecek biliyorum. Söylenmemişleri rüzgârın sesinden; kazanmayı da kaybetmek üzerinden okuyorlar. Sana yazdığım satırları yollamak yerine, havaya saçmam için ısrarlı sokaktaki taşlar. Bu şehrin bir bildiği var sevgilim; senin bilmediğin her şey hakkında söyleyecek bir sözü var. Aşk, insanın ayaklarına dolaşmıyor burada, öyle uzanabileceğin bir mesafede de değil, olması gerektiği yerde, zorla kolayın tam ortasında. Korkularımı, kapılarının dışında tutmak isteyen her
gözlerini söndürme muhtacım ben senin aydınlığına muhtacım yepyeni bir ilkbahar harcayıp bir yaz boğup bir sonbahar harcayıp rüzgar gülünü arayacağım vinçler yine akşamları indirecekler yine karanlığa bulaşacağım gözlerin rüzgarda savrulacak ikimiz iki sap buğday olsak sen benim olsan ben senin olsam bir gece vakti aklına gelsem uykunu tutsam bırakmasam seni kucaklasam kucaklasam birbirimizin kalbini dinlesek dünyanın kalbini dinlesek büyük ateşler yaksalar iki güvercin uçursalar nerede olduğumuzu bilsek
akşam oldu yine bastı karalar varıp yıldızların kapısını çaldım açtılar
o denizde gördüğüm sen benim için bir şarkı söyleyecektin hazırdın gitarını bir çocuk gibi dizlerine yatırdın o denizde gördüğüm sen benim için bir şarkı söyleyecektin ağlayacaktım görecektim sıradan bir şarkı söyleyecektin ölecektim