"Uyumalı!" yarına çabuk varmanın en kısa yolu uyumaktı, hava ağırdı. "saysam?" iki bin üç yüz yirmi üç. öleceğim yıla gelince uyuyacam. iki bin üç yüz yirmi iki, iki bin üç yüz yirmi bir...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
sokakta üstüne yüklenen, yüzünü yalayan havayı görür gibi oldu. okulda ona havayı "gözle görülmez' diye öğretmişlerdi. işte görüyordu. bundan böyle bu tanımlamanın değişmesi gerekti. ya da "195.. yılı temmuzunun 'ayın kaçı acaba?' falanca günü, akşama doğru bir kere görülmüştür" diye eklerlerdi.
ayrıntısız yaşayan yalnız bitkiler. azotlu, sulu, klorofilli, günes ışıklı bir yaşama. biraz da hayvanlar. at, aşacağı kısrak topalmış, kemikliymiş aldırmaz. gene de yem yediği ahırı, çifte kosulduğu tarlanın yolunu ayırır. köpekler, görmeye alışmadıkları bir çeşit giysi giymiş insana havlarlar. ya insanlar? onların yaşamasında her şey ayrıntı. önemli olan yemek değil, yenecek yemeğin çeşididir; giysi değil. giysinin çeşidi; ayakkabının çeşidi. günlerin adı bile.. belli günlerde belli yaşamaları vardır. pazar günleri pazarlık yaşamalarını kuşanırlar, çarşambaları çarşambalık! hep ayrıntılar! paranın sayısı gibi. gülerin mavi gözlü oluşu gibi."