Leandro

gel gör ki, meçhul bir el gelip konuşmanın seyrine müdahale etmiş gibi, bir süre sonra her şey değişir. tül perdelerin arkasına gizlenmiş kırık kalpli bir çocuk edasıyla sakin sakin konuşan dert birdenbire şirazeden çıkıp insanı afallatacak derecede çirkinleşir de, sürekli ateş püsküren sipsivri bir dille oraya buraya acımasızca saldırmaya başlar bir bakıma. saldırınca da, bilirsin, hiç ayrım yapmadan önüne gelen herkesi suçlar. suçlamaktan da öte, kökleri insanoğlunun ilk ânına dek uzanan korkunç bir intikam duygusuyla kıyasıya tırmalar her şeyi ve herkesi, kıyasıya hırpalar, kıyasıya yaralar ve sonuçta ortalığı orasından burasından kat kat dumanlar tüten, uçsuz bucaksız bir savaş alanına çevirir. öyle ki, çığlık çığlığa parçalanmış kalpler yüzer artık bu savaş alanını kaplayan kan göllerinin içinde. Kalplerle birlikte ölmüş dostluklar yüzer sonra, dostluklarla birlikte ezilmiş duruşlar, duruşlarla birlikte yok olmuş umutlar yüzer.
Sayfa 27 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Reklam
duruşları insanın kalp atışlarında yankılanan rengârenk kelimeler de vardır sonra, gerçeğin her yerdeliğine inanmış serinkanlı cümleler, bir ova gibi genişleyiveren sessizlikler, alçakgönüllü paragraflar ve yeryüzündeki konuşmaların ağırlığından oluşmuşa benzeyen her biri birbirinden lezzetli virgüllerle yerli yerine oturmuş noktalar da vardır.
Sayfa 27 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
... giderek uzaklaşmışlar adamdan. hatta, uzaklaşıyoruz diye o sevimsiz suratlarıyla birlikte uzaklık denen şeyin en uzak noktasına kadar gitmişler de, orada her yanı kalın kalın buzullarla kaplı, kocaman birer dağa dönüşmüşler. öyle ki, artık ne kadar çaba sarf edilirse edilsin, sesler de bakışlar da, hamleler de ulaşamaz olmuş onlara.
Doğan Kitap·Kitabı okudu
1000Kitap
acı ıslıklar eșliğinde gidip aniden vahşi hayvanların dalgınlığına saplanan mızrakların uzunluğu da olurdu sonra; ormanların uçsuz bucaksız karanlığı, göğe doğru yükselen kıvrak dilli ateşlerin sıcaklığı ve ıssız bir zamanın insana çok uzaklardaymış gibi gözüken, etrafı korkunç böğürtülerle çevrili, dillere destan genişliği de olurdu.
Doğan Kitap·Kitabı okudu
1000Kitap
bir radyoevinin hangi kurallara göre nasıl yönetilmesi gerektiğinden, insan haysiyetinden, ahlâktan, kadirbilirlikten, mesleki sorumluluktan, zulümden, cibiliyetsizlikten ve tutup toplumsal düzeni toplumsal düzen yapan birtakım işleyişlerle birtakım yasalardan da söz etmiş. sonra, belki hırsını alamayıp yumruklarını havada öfkeden yapılmış bir çift balyoz gibi sallaya sallaya daha baska seylerden, sözgelimi, haset duygusunun girebileceği akıl almaz kılıklardan, bir yeteneği soluksuz bırakmanın vebalinden, dirayetsizlikten, gülünç olma hallerinden, insan ruhunu besleyen karanlık hazlardan ve kepazelik denen seyin kendi kendini sergileme düşkünlüğünden de söz edecekmiş ama, ne yazık ki bu konularda ağzını açmaya bile firsat bulamamış.
Doğan Kitap·Kitabı okudu
Reklam