derinliği hayal edilemeyen geniş bir uykuya benziyordu sonra, belleklerden taşmış bir rüyaya, bakışlar arasında gezinen bir boşluğa, ya da henüz kimseciklerin tadamadığı, oldukça uzak ve acayip bir sarhoșluğa benziyordu.
belki de bu yüzden, okyanusun ortasında yüzen ıssız bir su kabarcığına benziyordu haydar. hatta, insanların kayıtsızlığından
doğan ve sinirlerine hâkim olamayıp her an oraya buraya vahşice saldıracakmış gibi gözüken alabildiğine karanlık ve şekilsiz
bir yaratığa benziyordu.
kapı önlerinde büyüyen zifiri karanlık fısıltıları görmüş sonra, fısıltıların içinden gelip geçen her şeyden bihaber çocukları, siyim
siyim gözyaşı döken kadınları ve buruşuk nefesler halinde çenesinin altına kadar sokularak kendisine ahret soruları soran ak sakallı ihtiyarları görmüş.
...hem de, herhangi bir nedenle herhangi bir șey söylemenin ne kadar beyhude olduğunu
düşünerek, insanın iliklerine işleyen korkunç bir kederle bakmış.