Fanatizmle beslenen sekterlik, her zaman hadım edicidir. Eleştirel bir ruhla beslenen radikalleşme ise saima yaratıcıdır. Sekterlik gizemlileştirir ve böylece de yabancılaştırır; radikalleşme eleştirir ve böylece de özgğrleştirir. Radikalleşme kişinin seçmiş olduğu tavra artan bir bağlılığı içinde barındırır ve böylelikle somut, nesnel gerçekliği dönüştürme çabasına daha sıkı angaje olmayı getirir. Buna karşılık gizemlileştirdiği ve irrasyonel olduğu için sekterlik, gerçekliği sahte bir 'gerçekliğe' dönüştürür.
kamera
Sayfa 20 - Ayrıntı yayınları
120 syf.
Yatışmaz Bir Yapıyı Anlamak
Değişim ve Başkalaşım Yatışmaz Bir Yapıyı Anlamak 𖥸 𖥸 𖥸 İran havzasının yetiştirdiği ve günümüzün entelektüel temsilcileri olan Ali Şeriatı, Mostafa Malekian, Mohsen Kadivar, Bijan Abdolkarimi ve Abdülkerim Surûş çağın derin algı seviyesini yakalamış ve temsil noktasında bulunmaktalar. İranlı İslâm düşünürü, reformcu Abdülkerim Surûş (Hüseyin Hacı Ferec Debbağ – 16 Aralık 1945 Tahran); Tahran Üniversitesi, Uluslararası İmam Humeyni Üniversitesi eski felsefe profesörüdür. Harvard, Princeton, Yale, Columbia ve Leiden merkezli Uluslararası Enstitülerde misafir akademisyenlik yapan Abdülkerim Surûş; Modern Dünyada İslâm Araştırması ve Berlin'deki Wissenschaftskolleg için misafir profesörlük görevi yaptı. İlerici Gericilik, Aydınlık ve Dindarlık, Dini Düşüncenin Yeniden Kurulması, Nebevi Rüyaların Varisi Hz. Muhammed ve Evrenin Yatışmaz Yapısı kitabıyla türkçeye çevrilmiştir. Hareket, zaman ve mekân zincirinin halkaları, Sadruddin-i Muhammed Şirazî (Molla Sadra) tarafından “Hareket-i Cevherî” olarak tabir edilen sistem, “Evrenin Yatışmaz Yapısı” kitabının bir yorum sancısıdır. İdrakimizin ulaştığı her şey hareket ve tahavvül(devinim/değişim) halindedir. Anlam kabiliyetimizin derin bir idraki olan Molla Sadra’nın “Hareket-i Cevherî” kuramı; Hareket Nedir?, Allah’a İman sorunu, Hudus ve Kıdem, değişkenin Sâbite’e bağlanabilmesi, ruh ve beden ilişkisi konularıyla altı başlık ile iki bölümle “Evrenin Yatışmaz Yapısı” kitabı bir kuramın günümüze yansıması olmaya çalışmaktadır. Algıladığımız her şeyin iç ve dış nitelikleriyle değişim ve başkalaşım hakikati, ne anlama gelmekte? Nesneler dünyasında değişim ve başkalaşım yapısının özü ve etkisinin sınırları nelerdir? Meşşaî, İşraki ve Ekberi düşünce ekollerini birleştiren İranlı Âlim Sadruddin-i Muhammed Şirazî (Molla Sadra 1571 – 1641); nesneler dünyasındaki değişim ve başkalaşım dinamiklerinin özü ve etki sınırlarına “Hareket-i Cevherî” kuramını geliştirmiştir. Anlam ve tanımlama her an değişim ve başkalaşım halindedir. Görüntü göstergesi ve ifade telaffuzu aynı kalmaması bunun en açık göstergesidir. Öyle ki! Güçlü bir dirençle, geniş bir sahayla her nesne değişim ve başkalaşım halindedir. Bu durumu algılamak ve telaffuz etmek için “hareket” kavramına başvururuz. Surûş, kitabın ilk bölümünde “Hareket Nedir?” konusuna değinerek Molla Sadra’nın görüş ve sistemini anlatmaya çalışmaktadır. Molla Sadra’ya göre: “Hareket, akıl yardımı ile duyumsanan veya duygu yardımı ile akla sığdırılan bir şeydir.” Akıl ve duygu dengelenmesiyle birbirine yardımcı olmalarıyla, hareketin bilincine erişilir. Derece derece ve kesintisiz bir süreçle, bir durumdan başka bir duruma geçilmesi, bir fidanın ağaç olması, bir taşın yüksekten aşağıya yuvarlanması... Tüm bu tanım ve örnekler “Hareket nedir?” sorusunu cevaplamaya yetmemektedir. Surûş, Molla Sadra’nın hareketi tanımlama yönündeki derin bilgileri uzunca bahsetmeye çalışmaktadır. Nesneler alemini sürekli ve geçiş haline getiren zaman olgusunu da kapsayan “Hareket” olgusu alanı ve etkisi çok geniştir. Beşeri ilimler, “Hareket” olgusunu tanımlama, sınıflandırma, konumlandırma ve diğer özelliklerini anlama konusunda büyük çabalar göstermişlerdir. Molla Sadra’nın “Cevherde Hareket” kuramı, bu büyük çabalardan bir tanesidir. Felsefî açıklamanın yansıması olarak Surûş; üç delille “Cevherde Hareket” kuramını anlatmaya çalışır. - Birinci Delil: Hareketin ve değişimin, geçiş, akış ve kararsızlığın bir nesnede nasıl meydana geldiğini göstermeye çalışılır. Molla Sadra, kara bir cismin daha da karalaşmasında, kesintisizlik gerçeğinden doğan bir birlik ve özdeşliğe sahip olan “cevher”in hareketinde de bu delili kullanarak cevherin bitişimli değişim ve dönüşüm ile birlikte bireysel özdeşliğini koruduğunu aynı temele dayandırmaktadır. Her ikisinde de temel aynıdır: Kesintisiz bitişimli varoluş biriminin varlığı tektir. - İkinci Delil: Nesnenin sıfatlarının (a'râz) nesnenin zat’ı, kendisi ile cevher bağlantısının, ilişkisi incelenmektedir. Zaman, nicelik, konum gibi alâmetlerin değişmekte olduğu bir cismani bireyde bu değişkenlik, bu değişimleri gerektiren bir varoluşa bağlıdır. Bir açıdan bakarsak değişkenlik ve varoluş özdeştir. Her cismânî tabiatın, yapının varoluşunun özünden dolayı bitişimli bir oluş olduğu, nicelik, mekân, zaman, konum ile kayıtlı bulunduğu düşünülürse, nicelik, renk, konum bakımından olan bu değişikliklerin cismânî cevherin özünde de değişikliği gerekmekte olduğu görülür. İşte bu “Cevherde Hareket”dir. - Üçüncü Delil: Zaman nedir? Öncelik ve sonralık nereden gelir? Evrendeki olguların önceliği ve sonralığına sebep nedir? Zaman ve evren olgularını bu iki kavramı Surûş, Molla Sadra’nın hem dış âlemi hem de maddi varlıkların zaman boyutuna inanmasıyla ve “Cevherde Hareket” kuramıyla olan ilişkisiyle anlatmaktadır. Şöyle ki: Nesnelerin zamanlı oluşları onların varlığında bir tür sürekliliğin varlığını gösterir. Zamanın öncelik ve sonralığın belirtisi, alâmeti olmaktadır. Zaman kendi özünden ötürü sürekli yenilenen tabiat’ın miktarı, ölçüsüdür. Evrende gözlemlenen apaçık bir öncelik – sonralık olgusunu algılıyoruz ve bu öncelik – sonralık olgusu bize “Zaman” kavramını veriyor. Hareket ile yoğrulmuş ve çevrelenmiş bir öz, yapısı, tabiatı bakımından öncelik ve sonralığı vardır. Surûş, evrenin hareket, değişim ve dönüşüm yönlerini inceleyerek, Molla Sadra’nın “Hareket-i Cevheri” kuramının karakteristik yapısının farklı ve kendisine hâs özellikleri açıklamaktadır. Hareket-i Cevherî ilkesinin özgün ve seçkin yönlerinin kitabın birinci bölümünde açıklanması ve belirlenmesinden sonra, felsefî – ideolojik dünya görüşünün önemli noktaları kitabın ikinci bölümünde anlatılmaktadır. Allah’a iman sorunu, hudus ve kıdem, değişkenin Sâbit’e bağlanabilmesi, ruh ve beden ve ikisinin ilişkisi ile bu beş başlık kitabın ikinci bölümüdür. “Göklerde ve yerde olan herkes ondan diler. O, her gün her an kudretiyle tecellidedir, her an iştedir.” (Rahman, 29) Allah'ın yarattıklarına yakınlığı, Evren'de ihâtası, sonsuz geniş anlamı ile kuşatıcılığı, olaylara bilgisi, işlere derin anlamı ile müdahalesi, ve bunun gibi tevhîd ve tanrıtanımaya ilişkin bir çok soru Molla Sadra’nın “Hareket-i Cevherî” kuramı ışığı altında apaçık bir anlam ve anlatım bulmaktadır. “Hudûs ve Kıdem” iki kavram bu kitapta bir mesele olarak ele alınmakta. Şöyle ki: Hudûs ve Kıdem: Bir varlığın, olayın, hatta bütünüyle evrenin mevcudiyetine yokluğun takaddüm etmesi, bunların bir zamanlar yokken sonradan var olması, başka bir deyişle bir varlığın sonradan mı oluştuğu veya öncesiz mi olduğu sorunudur. Hudûs: Zaman açısından evrenin bir başlangıcı var mı idi? Kıdem: Yoksa ne denli geriye gidersek gidelim, yine evreni ve zamanı bulabilecek miyiz? Diğer bir deyişle acaba evrenin tümünün bir başlangıç noktası var mıdır? Bu meselenin derin mevzusunu Surûş, “Hareket-i Cevherî” görüşüyle tespit ve anlamlandırmalar çıkartmaya çalışmaktadır. Şöyle ki Molla Sadra: Hilkatin başlangıç lâhzasında Evren’in Tanrı’ya, Yaratıcı’ya olan ihtiyacı ortadan kalkmış değildir, her an vardır. Her an, yaradılışın başlangıç anıdır, evren de yeniden yaratılmaktadır. Evren bağımlı, sürebilmek için başka varlık’a muhtaç bir hareket birimidir. Bu görüşle “Hareket-i Cevherî”; bir maksat, bir gayesi ve amacın olmasıyla hareketin ve maddi evrenin bir anlama kavuştuğunu söyler. Evren, derinliğinde ve içyüzünde bir yöne doğru ilerlemektedir. Öyle ki bu hareket, evrenin varoluşu ile özdeştir. Surûş, evrenin bu hedefe dönük olarak yaratıldığı ve yaratılmakta olduğunu söyleyerek “Evren Kervanı bir konağa yönelmiştir” başlığında Molla Sadra’nın kuramını ayrıntılı noktalara değinmektedir. Bu başlığın akabinde “Değişken’in Sâbit'e Bağlanabilmesi” ve “Ruh ve Beden ve İkisinin İlişkisi” iki başlıkla özet ve sonuç kısımlarıyla kitabı tamamlamaktadır. Akıl yardımıyla duyumsanan veya duygu yardımıyla akla sığdırılan hareketlilik; değişim ve başkalaşımın dinamik hâlleridir. Bu hâllerin evren ve zaman özelinde anlama ve yorumunu 16. ve 17. yüzyıllarda İran havzasında yetişmiş büyük Âlim Sadruddin-i Muhammed Şirazî (Molla Sadra 1571 – 1641), geliştirmiş olduğu “Hareket-i Cevherî” kuramını ortaya çıkartmaktadır. Bu kuramı Abdülkerim Surûş (Hüseyin Hacı Ferec Debbağ) çağdaş bir yorum ve esasları açıklama yolunda bir gayretin ifadesini Hüseyin Hatemî çevirisiyle “Evrenin Yatışmaz Yapısı” kitabını yazmıştır. Kitabın Künyesi: Abdülkerim Surûş, Evrenin Yatışmaz Yapısı, çev. Prof. Hüseyin Hatemî, İnsan Yayınları – 6, Düşünce Dizisi – 2, 1. Baskı 1984 İstanbul, 143 sayfa. Yunus Özdemir
kamera
Evrenin Yatışmaz Yapısı
yildiz
10.0/10 · 9 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
10bin öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.
;