Cinsel aşkın temelinde yatan ikinci türden hususla
ruhsal özelliklere bağlı olanlardır. Erkeklerin karakterleri veya yüreklilikleriyle kadınları mütemadiyen cezbettiğini görürüz ki bunlar da babadan geçen özelliklerdir. İradenin sağlamlığı, kararlılık, cesaret Kadınları çeken özelliklerin başında gelir, bunlara dürüstlüğü ve methameti de ekleyebiliriz. Buna karşılık entelektüel üstünlüklerin kadınlar üzerinde doğrudan, içgüdüsel bir etkisi yoktur çünkü bu üstünlükler kalıtsal yolla babadan geçmez. Ahmaklık kadınları rahatsız etmez, üstün bir muhakeme gücü veyahut deha kadınlar tarafından bir anomali olarak görülüp itici bile bulunabilir. Çirkin, aptal ve kaba bir erkeğin kadınları cezbetme konusunda yakışıklı, zeki ve nazik bir erkekten daha başarılı olduğunu sıkça gözlüyorsak sebebi işte budur.
Bazen aşk evliliklerinde de zihinsel açıdan birbirinden
hayli farklı iki insanın birlikteliklerine şahit oluruz. Örneğin: Erkek kaba, sert ve dar kafalıyken, kadın duygusal, düşünceli, eğitimli, estetiktir vs. Ya da erkek zekí ve bilgiliyken, kadın tam bir kaz kafalıdır
Âyetin manası incidir. Bu ise meder yani çakıl taşıdır. Hadisin mefhumu mühec yani ruh gibi hayat verici bir özelliktedir. Bu ise, hemec yani övez denilen at sineğidir, daha doğrusu pek âdi ve önemsizdir.
Eğer Tanrı sonsuzsa ve sonsuz olan bölünemezse, o halde Tanrı zorunlu olarak maddeyi de kapsar. Aksi takdirde, madde O'ndan ayrılmış ve O'nun ötesinde kalmış olacağından, Tanrı sonlu olurdu. Tanrı'nın sonsuz olduğunu söyleyip maddeyi O'na dahil etmemek, Tanrı'nın her yerde olduğunu söyleyip sonra O'nu sadece bir tiyatro oyununun seyircisi yapmaya benzer. Eğer Tanrı sonsuzsa, Tanrı her şeydir. O basit bir seyirci değildir. O, bizzat tiyatro oyununun kendisidir! Her şey, her şey demektir. Sonsuz, sonsuz demektir. Eğer Tanrı her şeyse, o halde tamamen her şeydir. Düşünce ve madde. Her şey.
"Yalnızca algılayabildiğimiz kadarını biliriz. Deneyimlediğimiz her şey, en nihayetinde, algılayabildiklerimizden ibarettir. 'Neye baktığın değil ne gördüğün önemlidir.'"