Giriş Yap

David Hume

Yazar
8.0
319 Kişi
Unvan
İskoç Filozof, Ekonomist ve Tarihçi
Doğum
Edinburgh, Birleşik Krallık, 7 Mayıs 1711
Ölüm
Edinburgh, Birleşik Krallık, 25 Ağustos 1776
Yaşamı
Genellikle İngiliz dilinde yazmış en önemli filozoflardan biri olarak kabul edilir. Aynı zamanda bir tarihçi ve deneme yazarı olarak da bilinir. İnsan zihninde olup bitenleri Newton'un deneysel yöntemini uygulayarak, yeni bir insan bilimi kurmayı ve geliştirmeyi öneren Hume, tüm iyi niyetine ve yüksek amaçlarına rağmen, İngiliz empirizminin temel tezlerini koruduğu için son çözümlemede kuşkuculuğa düşmekten kurtulamamıştır. Bizim yalnızca, kendi zihnimizde doğrudan ve aracısız olarak tecrübe ettiğimiz ideleri, duyum ve izlenimleri bilebileceğimizi, bilgide kendi zihnimizin ötesine geçemediğimizi ve bundan dolayı herhangi bir şeyin insan zihninden bağımsız olarak var olduğunu söyleyemeyeceğimizi belirten Hume, insan zihnini bilgi bakımından analiz ettiği zaman, insan zihninin tüm içeriklerinin bize duyular ve deney tarafından sağlanan malzemeye indirgenebileceğini görmüştür, bu malzeme ise algılardan başka hiçbir şey değildir. Kısacası, David Hume düşüncenin insanlıktaki en önemli şey olduğunu söyleyen bir insandır. Gilles Deleuze'e göre, "Hume için söz konusu olan zihin psikolojisini, zihnin duygulanımlarının psikolojisiyle ikame etmektir. Zihin psikolojisi imkânsız, kurulamaz olandır, çünkü nesnesinde ne gerekli istikrarı ne de gerekli evrenselliği bulabilir; insanın gerçek bilimini yalnızca bir duygulanımlar psikolojisi kurabilir."

İncelemeler

Tümünü Gör
192 syf.
·
10/10 puan
Gerçekten okunması da kavranması da çok zor olan ve çoğu yeri iki defa okumak zorunda kaldığım, cümleleri nerdeyse bir sayfayı bulan bir kitapla karşınızdayım. Kitabın sonuna doğru kulaklarımdan ateş çıktı, dedim devreler yandı keseyim mavi kabloyu bitsin bu iş. Bunun yanında Hume'ın hayat hikayesini okuyunca kendisine büyük bir hayranlık da duymadım değil. Çok zeki olmasına ve daha iyi yerlere gelmesinin mümkün olmasına karşın sırf kitaplarla olmayı tercih ettiği için Hukuk fakültesinin kitaplığını yönetmek için kendisine yapılan çağrıyı kabul etmiş, hem de hiç para almadan. Gelelim kitabımıza... Öncelikle size şunu tavsiye ediyorum ; kitabı okumadan önce Empirizm, Epikurosçular , Piron Felsefesi, Skeptik Felsefe ve Rasyonelciler ile ilgili makalelere kısaca bir göz atmalısınız ya da benim gibi kitabı okurken ara ara makaleleri okur notlar alırsınız ama bu biraz zaman alıyor, belirteyim.Zira hepi topu 150 sayfalık kitabı 2 haftada bitirebildim. Kitap, 12 farklı başlık altında toplanmış denemelerden oluşuyor ve her denemede farklı akımları ve savunduğu görüşleri belirtip kendi düşüncesini doğrulama yoluna gidiyor, bu yönüyle makaleye de yakın diyebiliriz. Peki Hume hangi soruya cevap bulup, kendi düşüncesini kanıtlama yoluna gidiyor? "Mucize olanaklı mıdır?" Rasyonelciler, insan zihninde bilgilerin doğuştan çıktığını ,her şeyin nedene bağlı olduğunu savunuyor, adamlar gerçekçi.Hume ise,bilgilerin doğuştan değil alışkanlıklarla çıktığını savunuyor. Hume'a göre ; Deney dünyasında olanaklı değildir, nedenselliğe tecrübelerden sonra inanabiliriz.(Eee Hume 'un Empirist bir filozof olduğunu düşünürsek, başka bir görüş savunamazdı.) Nedensellik diye zorunlu ilişki yok; deneyimle, izlenimle doğrulayabiliriz bunu, diyor. Genelleme yapıyor insan zihni için, insan bunu anlıyor ama bu alışkanlığını değiştiremiyor, aklı çıkarım yapıyor görüşünü savunuyor. Epikurosçular, aklı ön planda tutuyor,dini öğretileri reddediyor, dünyaya uygun yaşamak insanı mutlu eder, bunun için önyargı ve kuruntulardan kurtulmalı insanlar, Tanrı ve ölüm korkusundan da kendisini kurtarmalı diyor. Huma ise, duyu sonucu elde edilen izlenimdir önemli olan, akıl değildir, akıl bizi yanıltabilir diyor ve kumsalda yürüyen bir insanın ayak izlerinden örnek veriyor. Kumdaki tek ayak izini gördüğümde bunun için akla gerek yoktur deneyimle burdan bir insan geçtiğini ve diğer ayak izini de dalgaların sildiğini anlarım diyor, arkadaşı ise bunun için deneyime gerek yok akılla da bu sonuca varabilirim diyor (Haklılar, Epikurosçuyum). Aslında birbirine çok yakın görüşler, Hume tümevarım, Epikurosçular ise tümdengelim yöntemini savunuyor sadece. Kitabın 12., yani son bölümünde ise Skeptik Felsefe'den(Kuşkuculardan) bahsediyor.Skeptik Felsefe'nin bir ileri boyutu da Pironcular.Fakat, onlarla birleştiği bir nokta var, Matematik.Hume'a göre soyutlama olmadan bilgi ortaya çıkmaz. Doğada matematik insan zihninin soyutlaması sonucu elde edilir. Bu konuda Skeptiklerle aynı şeyleri düşünse de daha sonra onlardan asla kalıcı bir iyilik gelmeyeceğini belirtip"Derdin ne? Tüm bu merak uyandırıcı araştırmalarla öğrendiğin şey ne?" [syf. 159] sorularını yöneltip Skeptiklerin her şeye kuşkucu yaklaşmasını eleştiriyor. (Bu Hume çok geçimsiz arkadaşlar.) Canlarım kısaca toparlayacak olursak:(umarım yapabilirim ) İnsanın tek tek şeyleri deneyimlemesi sonucu ortaya çıkan sonuçları, diğer başka şeylere genellemesini problemli buluyor Hume. Yani odada düğme var bastın lamba yandı, bu demek değildir ki diğer odadaki düğme de bu işe yarar.Bizim böyle düşünmemizin tek sebebi "TECRÜBE ve ALIŞKANLIKLARIMIZDIR".(En basit bu örnek aklıma geldi, ne edeyim, ben yandım dedim onlar yanmasın. ) Her olayı kendi içinde değerlendirin diyor kısaca.
·
2 yorumun tümünü gör
Reklam
Kitap aşırı ağır her cümlesinde en az 3 kez okudum felsefe olması ve bir cümlenin yarım sayfa olması çok yoruyor normalde çok hızlı okuma yapıyorum ama bunda çok zorlandım defalarca uyudum, yoruldum ,sıkıldım belki daha sonra tekrar okuyabilirim 70 sayfayı 3 gunde zor okudum o derece zor
1 yorumun tümünü gör
240 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Hume'un bu kitabını bitirdiğimde aklımda canlanan ilk soru şu olmuştu. Ne oldu da Avrupa'da 17.yüzyıldan sonra felsefe Hristiyanlık ile birlikte harmanlanmaya başladı? Bu beni çok rahatsız eden bir durum. Kitabın satır aralarında gördüğüm kadarı ile bu Hume'da rahatsız eden bir durum olarak görünüyor. Çünkü doğduğu bağnaz İskoç toprakları ve Britanya toprakları aydınlanma çağından henüz nasibini almamıştı. Din üzerine düşünceleri çok sert toplumsal eleştiriye hatta dış baskının tehditlerine maruz kalmıştır. Dolayısıyla bu eseri ve söyleşileri maalesef öldükten sonra yayımlanabilmiştir. Kısaca kitabı özetlemek gerekirse ilk bölümünde Din, Tanrının varlığı, kendisinin bütün her şeye olan yaklaşımı olan kuşkuculuk ve Din'in toplumlar üzerindeki yıkıcı ahlaki etkileri gibi konular yer almaktadır. Bu bölümde Hristiyanlığa karşı yaptığı saldırıları çok yerinde bulduğumu söylemek istiyorum. Hatta daha ileri gitmek gerekirse Hume bu kitabında tamamen Hristiyanlığı bir sorun olarak ele almıştır. Nitekim haklı olan düşüncesinde Hristiyanlık gibi diğer bütün dinlerin ve onların sahip olduğu Tanrı inancının akla dayanmadığı ortadadır bu yüzden Hume'un bu durumunu yadırgayamayız. Diğer bölüm ise üç konuşmacının kendi aralarında ki söyleşileri üzerine kurulu. Kitabın en keyifli bölümü de burada başlıyor David Hume'un az çok fikirlerine hakim olan biri Philo karakterinin David Hume'un kendisi olduğunu hemen anlayabiliyor. Ve tanrı tanımaz bir konuşmacının söyleşilerini okumakta hayli keyifli olabiliyor. Uzun lafın kısası David Hume'un öncülüğünü yaptığı bu cesur fikirleri insanlık için büyük bir bilgi birikimidir. Ölmeden önceki son söyleşisinde aydınlanmış insanı geleceğin tek umudu olarak görmesi 18.yüzyıl filozoflarını incelediğimizde tam bir felakettir.
Din Üstüne
7.9/10 · 135 okunma
·
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42