Halime Sümeyra Sevmez

Halime Sümeyra Sevmez
@dusunce_dusununce
Sınırlar ,yüzleşmeler ve tükenmiş iyi niyetin ardından
Yaşadıklarınızı küçümseyip, maruz kaldığınız haksızlıklar karşısında bir başkasının ahlaksızlığına, kurnazlığına iyi niyetle (nasıl bir iyi niyetse!) bakan insanlar… Aslında onlar, en derinden ve en sinsice sırtınıza vuranlardır. Siz dürüstçe yaşamaya, kimsenin emeğine dokunmadan kendi mücadelenizi vermeye çalışırken; gelip bu mücadeleyi baltalayanlara gösterilen savunmalar, aşağılık bir zihniyetin yansımasıdır. Aşağılık insanlar, hakikatin değil egolarının ardına saklanır. Çünkü onlar da aynı şeyleri yapabilecek karakterdedir. Bu yüzden yanlışta bir haklılık bulmak işlerine gelir ve bu haksız haklılığa ses yükselterek, aşağılayarak, hakaret ederek direnirler. Onlara göre çalışmayan daha kıymetlidir; yüzeysel olan daha değerlidir. Derine inmeye cesaret edemezler. Olaylara dar bir çerçeveden bakar, büyük resmi ve sonuçlarını göremeyecek kadar maddiyatçı ve kurnazdırlar. Hep hesapları vardır. Bitmek bilmeyen küçük hesapları… Yılanı dost sayar, her yanlışı kılıfına uydurup doğruymuş gibi sunarlar. Bugüne dek değer verip saygı gösterdiğiniz insanlar ise, aslında yaptıkları iyiliği gönülden değil, ödünç verir gibi yapmış sonradan anlarsınız. Zamanı geldiğinde bunu yüzünüze vuran, sizin boşluğunu bomboşluğunu doldurup gözünüzde büyüttüğünüz o insanlar… Meğer ne kadar küçükmüş. İyi niyetimizi tükettiler. Kime ne kadar verici davrandıysak, o denli yıkıcı oldular. Kullandılar… Sevgimizden, emeğimizden, bilgimizden, kalbimizden beslenen aşağılık insanlar; evimizi, iç dünyamızı, değerlerimizi kendilerine açmanın ağırlığını şimdi biz taşıyoruz. Ama artık fark ettik: Sağlıklı sınırlar koymayı öğrendik. Ve tam da bunu öğrendiğimiz anda, birdenbire “suçlu” ilan edildik. Çünkü artık kullanılmaya razı değildik. O halde… Bizden aldıkları hakların, gördükleri sabrın, katlandığımız
Hayat ve İnsan
Reklam
Görünmeyeni Görmek, Görüneni Unutmamak
Hayatın içindeki ilişkilerde en incitici olan şey, yalnızca yapılan bir haksızlık değil; aynı zamanda yapılan bir iyiliğin, başka birine yapılan saygısızlıkla gölgelenmesidir. Birine yardım ederken bir başkasını görmezden gelmek; birinin duygularını onarmaya çalışırken diğerinin emeğini, çabasını, kalbini yok saymak… Bu, fark edilmeden işlenen bir duygusal adaletsizliktir. Sessiz bir kırgınlık doğurur. Çünkü insan sadece kötü sözle değil, yok sayılmakla da incinir. Saygı, sadece doğrudan iletişimde değil, dolaylı tutumlarımızda da kendini gösterir. Birinin yanında durmaya çalışırken, diğerinin biriktirdiği emeği, katkıyı ve çabayı silip atmak; taraf tutmak değil, değerleri çarpıtmak olur. Empati, yalnızca acı çekenle değil, görünmeyen ama katkı sunanla da kurulmalıdır. Gerçek adalet, herkesin duygusunu tartabilmekten, görünmeyeni de görebilmekten geçer. Yardım etmek bir erdemdir ama bir başkasının emeği pahasına değil. Unutulmamalı ki: Birini kaldırırken diğerini ezmek, aslında insanlığın terazisini şaşırtmaktır. Ve bu terazi bir kez bozulduğunda, ne yapılan yardım yerini bulur, ne verilen değer kıymetli kalır.
İnsan ve Duygular
Bunu anlayabilecek zihinde çok nadir insana rastlarız .Genelde üzeri örtük bir şekilde egosuna sığınan insanlar yapar. Bunun karşısında tepki verdiğinizde suçlu ya da saygısız siz olursunuz. Çünkü onların saygısızlık yapma lüksü var sizin yoktur. Saygının tüm altı boş unvan ya da sıfatlardan bağımsız olduğunu ve karşılıklı olması gerektiğini anlamazlar!! Muhtemelen bunu adet haline getirmiş biri bu kelimelerin ne anlama geldiğini de anlamayacaktır.
İnsan ve Duygular

Banksy

@banksy
·
¶¶ Unutkanlık ilgisizlikten kaynaklanır, ilgisizlik de bir nevi aşağılamadır. ¶¶
Alıntı
İçimizde koca bir şehri uğurlayacak hak var,
İyi niyet hep baharı getirir mi? Hayır insan bazen iyi niyetiyle sınanır.Bazen yoluna taşları sıkı sıkı inandığın değerler koyar .Insan bazen kimsenin hakkına girmemek için kendi hakkına girer. Nasıl diyorsunuz değil mi? Nasıl bütün değerler alt üst olur nasıl ? Yaşadığın toplum ,toplumun içinde şekillenmiş insanlar bazen iyi niyetinin ayağına bağ olmasına sebep olur.Karşılık beklemeden yaptığınız iyilikler karşısında nankörlüğe uğrar kurnazlıklara şahit olursunuz. Bunun karşısında içinizdeki niyeti köreltmemek için dibinizdeki sırtlana kötü niyetle davranmak istemezsiniz .Bunun diyeti olmalı o da aynı acıyı çekmeli oysa çünkü adalet bu değil mi? Ama burası dünya bazı hesaplar öteye kalsın diye havale ederiz .Kul hakkına girmemek için en çok hak ettiğimiz konumlardan vazgeçeriz . Oysa ki o konumlara bizden nitelik olarak daha zayıflar girmiştir ama onların kullandığı yöntemi kullanmayı kendimize yediremeyiz. Herhalde göçüp gitmeden az evvel en çok şunu diyeceğiz kendimize “kimsenin hakkına girmemek için en çok kendi hakkıma girdim” . Ve tüketilmişler biliyorum ki şunu diyecek “Kendimde çok emeğim var en çok kendime hakkımı helal ediyorum …”