"Düşünceler elle yakalanmaz." - Sarte
1000Kitap
Düşüncelerin sürekli dönüşüm halinde olması yani değişebilirliği aşırıya kaçma durumunda insanı köksüz hissettirebilse de ve kimilerince tutarsızlık olarak nitelendirilse de insanın yeni umutlara ve meraklara tutunmasına yarıyor. “Şu an kötüyüm ve bu ömür boyu sürecekmiş gibi hissediyorum.” cümlesi gelecek hakkında şimdiden hüküm vermek anlamına geliyorken “Duygu ve düşünceler bir devinim halindeyse gelecekte de şu anki duygularımın esiri olmayacağım.” sözleriyse bir umut ve merak barındırıyor içerisinde. Bir zamanlar şiddetle savunduğum şeylerin gözümde değerinin eksilmesi başta bir şaşkınlık ve korku yaratsa da gelecekteki benin şimdikiyle aynı kişi olmayabileceğine dair anlayışım o umut ve merak duygumu yeniden ateşleyip beni daha çok hayata bağlıyor. Mutlak ve değişmez olarak varsaydığımız şeyler değişim isteğimize rağmen bizi olduğumuz yere çakılı kalmış şekilde bırakabiliyorken, düşünce dünyasında değişime cesaret edebilmek o çakılı kaldığımız yerden gelecek hakkında verdiğimiz hükmü boşa çıkarıp kendimizi farklı limanlara doğru yol alırken bulmamızı sağlıyor. Ve düşünce dünyalarının hiç değişmemesi ile övünenleri konu edinmekle uğraşmayacağım burada. Sözlerim gözlerini biraz olsun ufka dikmiş olanlara. Çünkü ufka bakabilmek, insanın henüz yaşanmamış olana duyduğu merakı tümüyle kaybetmemiş olması demek biraz da.
Reklam
Düşünceler değil, eylemler. Sözler değil, davranışlar.
Düşünce
Zihnini tüketen şey, hayatını kontrol eder.
İNSAN ve HAKİKAT-İ FERDİYYE...
(...) Her insan ve her kültür, kendi özellikleri içinde insanî özün çeşitli derecelerdeki gerçekleşmelerini temsil eder. Zaman da Küllî Ruh’ta toplu olan bütün varlık sırrının oluş ve gerçekleşme zeminidir. Böylece insan kendi hakikatinden uzaklaştığında zamanın gayesinden de uzaklaşır, zamanın ve varoluş amacının dışına düşer. İnsanlığın ve zamanın gayesini de insanî özün en yüksek seviyede gerçekleştiği ve Mutlak Fikrin nihai tamlığına ulaştığı son peygamber ve döneminde gerçekleşen topluluk hakikati temsil eder. Her fert, kendi hakikatini ancak onun hakikatinde izleyebilir ve özgürlüğünün ölçüsünü yalnızca onda bulabilir. Tarihî açıdan insanlığın ilerleme ölçütü de her biri aynı hakikatin kendi dönemindeki görünüşünü temsil eden peygamberlerin bildirdiği Mutlak Fikir'dir. Buna göre, ilk insandan bugüne kadar ortaya çıkan bütün düşünceler, âit oldukları zaman dilimlerinin temsilcisi olan peygamberlerin bildirdiği Mutlak Fikrin tezi veya antitezi konumundadır. Küfür de imânın kendine yabancılaşması ve tersinden gerçekleşmesini ifâde eder. -REHA KANSU, “Mücerret İnsan”dan “Gaye İnsan”a, -İbda’da İnsanî Hakikat-III-, besincidevre.org/5devre, 17 Haziran 2026-
İnsana Bakış
Düşüncemiz hüsn-ü zândır.🌺✨
Reklam
Reklam