En ufak bir övgü bile, size küçük görünse de, doğru zamanda söylenince birinin kalbine dokunabilir. Yakınlarını desteklemek onların kendini değerli hissetmesini sağlar; kelimeler sabah ışığı gibi içlerini ısıtır ve güveni güçlendirir. Yanında olduğumu hissettirmek, onları motive eder ve bağları güçlendirir. Pozitif psikoloji bize şunu hatırlatır: sözlerin gücü, başkalarının iç dünyasına hafiflik getirir. Destek, zor anlarda bile umut doğurur. İçten gelen basit bir teşekkür ya da iltifat fark yaratır.
Reklam
Ne yapmak istiyorum? Ne yapabiliyorum? Ne yapmam gerekiyor? Nelerin üzerinde kontrolüm var, nelerin üzerinde yok? Nereye gidiyorum? Aslında nereye gitmek istiyorum? Bütün bu sorular kafamın içinde aynı anda dönüp duruyor. Her biri ayrı bir yerden çekiştiriyor beni. Bir yanda isteklerim var, bir yanda gerçekler. Bir yanda yapabileceklerim, diğer yanda yapmak zorunda olduklarım. Kontrol edebildiğim şeylerle edemediklerim birbirine karışıyor. Bazen neyi değiştirebileceğimi, neyi kabullenmem gerektiğini ayırt etmek bile zorlaşıyor. Sanki beynimin içinde tepişen filler var. Her biri başka bir yöne koşuyor. Düşünceler ağır, gürültülü ve dağınık.
Duygu ve Düşünce
Bazen, bazı şeyler,bazı zamanlar,bazı insanlar, bazı düşünceler,bazı duygular…
uyumak istemiyorum, uyanmamak icin. biliyorum ki yine ayni dusunceler uyandiracak beni. her yeni gun, ayni gun sonsuz dongunun icinde takilmisim gibi hislerim ne, nasil ifade edilir bilmiyorum artik onlar var mi? bilmiyorum neyin bedeli her gun bunu soruyorum kendime neyin bedeli bu kadar zor olmamali her sey kolayken. tam duzeldi derken gerceklesen irade disi felaketler hep var biliyorum ama basa cikamiyorum basa cikamiyorum
KÖLELİĞE VE AYRIMCILIĞA KARŞI ÖMRÜNÜ ADAYAN KADIN: SARAH MOORE GRIMKÉ. Sarah Moore Grimké henüz 5 yaşındayken bir kadının kırbaçlandığını gördü. Bu manzara onu o kadar derinden etkiledi ki Charleston Limanı'na koşup, böyle bir zulmün olmadığı bir yere gitmek için bir gemiye binmeye çalıştı. O küçük kız büyüdüğünde, Amerika'da köleliğe ve kadınlara yönelik ayrımcılığa karşı mücadele eden en güçlü seslerden biri olacaktı. 1792 yılında Güney Carolina'nın Charleston kentinde, dönemin en zengin ailelerinden birinde doğdu. Babası saygın bir yargıçtı. Ailesi plantasyonlara sahipti ve köleleştirilmiş insanları çalıştırıyordu. Ancak Sarah, içinde büyüdüğü düzeni hiçbir zaman kabullenmedi. Çocukluğu boyunca köleliğin acımasız yüzüne tanıklık etti. Başkalarının normal gördüğü şeylerde o büyük bir adaletsizlik görüyordu. Özellikle küçük yaşta gördüğü kırbaçlama sahnesi hafızasından hiç silinmedi. Yaşı ilerledikçe şu soruları sormaya başladı: İnsanlar neden mal gibi alınıp satılıyor? Kadınlar neden erkeklerle aynı haklara sahip değil? Toplum neden açıkça yanlış olan uygulamaları savunuyor? Bu sorular birçok kişiyi rahatsız etti. Sarah hukuk okumak istedi, ancak kadınların hukuk eğitimi alamayacağı söylendi. Babası onun zekâsına hayrandı ve bir keresinde, "Eğer erkek olarak doğsaydı ülkenin en büyük hukukçularından biri olurdu" dediği rivayet edilir. Toplum ondan müzikle ilgilenmesini, nakış işlemesini ve "uygun bir hanımefendi" olmasını bekliyordu. Ama Sarah'nın başka planları vardı. Güney Carolina yasaları, köleleştirilmiş insanlara okuma yazma öğretmeyi yasaklıyordu. Buna rağmen Sarah, geceleri gizlice genç bir köleye okuma yazma öğretti. Yakalanmaları halinde ağır cezalara çarptırılabilirlerdi. Onun için okuma yazma sadece eğitim değildi. Özgürlüğün
Reklam
Reklam