8/10
·304 syf.··
2026 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 19:12
Matt Haig’in kitapları bende hep aynı şeyi yapıyor. Hikâyeyi okumaya başlıyorum ama bir süre sonra kendi hayatımı düşünürken buluyorum kendimi. Gece Yarısı Treni de tam olarak böyle bir kitaptı. Seksen bir yaşında ölen bir adamın, Wilbur Budd’ın, hayatının en başına dönmesini okuyoruz. Kulağa fantastik bir konu gibi geliyor ama aslında kitap boyunca en çok düşündüğüm şey kendi hayatım oldu. Geçmişte verdiğim kararlar, seçtiğim yollar, vazgeçtiklerim, kaybettiklerim… İnsan ister istemez kendi dönüm noktalarına dönüyor. Kitabın en sevdiğim yanlarından biri geçtiği dönemdi. Eski sokaklar, insanların yaşam biçimleri, savaşın ardından şekillenen dünya, kadınların ve işçilerin hayatı… Tarihi öğrenmekten çok o dönemin içinde yaşamışım gibi hissettim. Zaten dönem kitaplarını sevmemin nedeni de bu. Bana başka bir zamana açılmış bir pencere gibi geliyorlar. Matt Haig’in kaleminde en sevdiğim şeylerden biri de bu derinlik. Basit görünen cümlelerin altında kocaman düşünceler saklı oluyor. Kitabı okurken sürekli şu soru zihnimde dolaştı: Eğer hayatımın başına dönebilseydim farklı seçimler yapar mıydım? Ama sonra başka bir soru geldi. Ya bugün olduğum insanı oluşturan şey tam da o yanlış sandığım seçimlerse? Belki de bu yüzden kitap bana hem umutlu hem de hüzünlü geldi. Çünkü geçmişe bakmak biraz hüzünlü bir şey. Mutluluklar bile dışarıdan bakınca biraz hüzünlü. Yaşanmış güzel bir anı düşünürken bile onun artık geride kalmış olduğunu biliyoruz. Kitabın en güzel sürprizlerinden biri ise Nora’yla karşılaşmaktı. Onun ortaya çıktığı anı okurken yüzümde istemsiz bir gülümseme oluştu. Sanki yıllardır görmediğim eski bir arkadaşımla karşılaşmış gibiydim. Önce tam anlayamadım, sonra birden “Aa, Nora!” oldum. Gece Yarısı Kütüphanesi’nden sonra onu yeniden görmek gerçekten çok
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026185 okunma
Bu dünya acımasız ama bir o kadar da güzel. / Spoiler içerebilir.
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 23:59
Kitabın konusu ve karakterlerle alakalı konuşmadan önce ilk bahsetmek istediklerim, kitabın teknik ilerleyişiyle ilgili olacak. Kitabın başından itibaren size olaylar ve düşünceler aslında karakterlerin gelişimi ve büyüme süreciyle birlikte empoze ediliyor. Yani kitap bi nevi sizi de oradaki olaylara şahit birisi gibi büyütüyor, içinize karakterlerin hissettiği o huzursuzluğu ve korkuyu yerleştiriyor, neler olduğunu anlamaya çalışan o meraklı çocuklardan birisi siz oluyorsunuz. Hikaye geçmişle gitgelli bir şekilde ilerliyor ve geçmişteki ipuçlarını şimdiki zamanla birleştirip aslında bir şeyleri çözmeye çalışıyorsunuz. Benim için en etkileyici gelen kısımlardan birisi de zaten buydu, size bu kitabın bir distopya anlattığını söylüyor ve o distopyanın koşullarını, durumlarını çözmeniz için aslında zaman veriyor. Bazen tahminleriniz tamamen farklı yerlere kayıyor, bazen yorumlarınız doğru çıkıyor lakin size bu o kadar zevk veriyor ki. Bu distopyaya uygun belirli terimlerle bir süre sonra yaşamış kadar siz de haşır neşir oluyorsunuz. Takaslar, modeller, bağışçılar, galeri, bakıcılar... İlk başta neyin bakıcısı bu kız dediğiniz olaylar size bir anda bir sır perdesiyle geliyor ve her geçmişe gitmenizde bu sır perdesinde minik bir bakış çalmanıza izin veriliyor. O perdeyi tamamen aralayana kadar ise siz kitabı full odak ve hızla okumaya başlıyorsunuz. Bana verdiği teknik hazzın yanında karakterlerin griliği ve hayatla iç içe olması da sizi bu ortama daha kolay entegre ediyor. Çocukken yapılan aptalca hareketler, zorbalıklar, heyecanlar ve bunlarla büyüme süreci çok farklı bir dünyada, koşullarda geçiyor olsa da size bir taraftan tanıdık da geliyor. Bu bağlamda sizi aslında kendi dünyanızdan çok da farklı bir dünyaya götürmediğini, tam tersine dünyanızın alabileceği
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,2bin okunma
Reklam
Puan vermedi
“Büyük düşünceler, büyük bir zekâdan çok, büyük bir duygudan doğar." Romanın temel felsefelerinden birini özetleyen bu söz, aklın değil, kalbin derinliğine işaret eder.
Ebedi KocaFyodor Dostoyevski · Tibet Yayıncılık · 20203,532 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 165. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
"GÜÇLÜ BİLİNÇALTI MÜKEMMEL ZİHİN" "Başarılarının başkaları tarafından takdir edilmesini bekleyen insanlar bu duyguya bağımlı olur. Onlar amigdalanın etkisi altındadır ve dış etkenler duygularını manipüle eder. Gerçek özgürlüğünüze kavuşmak istiyorsanız sizin için -başkası için değil, sizin için gerçekten önemli olana bağlı kalmanız çok önemlidir. Amigdalanız devreye girdiğinde körleşirsiniz ve sizin için gerçekten önemli olana veya size soru soran kişinin amacına odaklanma yetinizi kaybedersiniz." Hepimiz hayatımızda daha başarılı olmak, ilişkilerimizi güçlendirmek ve zorluklarla daha kolay başa çıkmak isteriz. Peki ya tüm bunların sırrı beynimizin derinliklerinde saklıysa? Nörobilim alanındaki son çalışmalar, zihinsel performansımızı artırarak hem kişisel hem de profesyonel hayatımızda çığır açabileceğimizi gösteriyor. Kötü düşünceler çoğu zaman farkında olmadan zihnimizi işgal eder ve iletişimimizi zehirler. Peki bu döngüyü nasıl kırabiliriz? Beynimiz değişime dirense de, doğru tekniklerle olumsuz düşünce kalıplarını yeniden şekillendirebiliriz. Günlük farkındalık egzersizleri, düşüncelerimizi gözlemlemeyi ve onları yargılamadan kabul etmeyi öğretir. Bu, zihinsel gürültüyü azaltmanın ilk adımıdır. Dr. Biliana Todorova, nörobilim ve psikoloji kökenli bir yazar. Kitabın merkezinde şu iddia var: Hayatını değiştiren şey “bilinçli irade” değil, bilinçaltı programların. Yani %95 oranında düşüncelerini, alışkanlıklarını, duygularını bilinçaltın yönetiyor. Sen sadece sonucu yaşıyorsun. Yazar bize “mükemmel bir zihin” vaat etmiyor. Amacı: Bilinçaltındaki negatif kayıtları silip, yerine seni destekleyen yeni programlar yüklemek. Tıpkı bilgisayara format atıp yeni yazılım kurmak gibi. Bilinçaltı Nasıl Çalışır? Bilinçaltı 0-7 yaş arası kurulan inançlarla doluyor. “Yeterli
Edebiyat
Güçlü Bilinçaltı Mükemmel ZihinBiliana Todorova · Altın Kitaplar · 202674 okunma
Puan vermedi··
Beğendi
Dünyamı sınırsız güzelliklerle doldurmak için, sadece güzel düşünceler üreteceğim. ​Bahtiyar Kürklü’nün Beyinsiz adlı eserini okurken karşılaştığım bu cümle, zihnimi adeta bir kapı gibi araladı.Beyinsiz, okuru sadece sorgulamaya değil, kendi dünyasını daha güzel bir yer inşa etmeye davet eden, oldukça derin ve iz bırakan bir eser. İyi ki bu kitapla karşılaşmışım. Beyinsiz! Bahtiyar Kürklü
Beyinsiz!Bahtiyar Kürklü · Çay Yayınları · 2013157 okunma
Sadece düşünceler
Puan vermedi·448 syf.··
2026 4. kitabı
bu kitabı birden fazla kez okumuş birini görürseniz onu olduğu yerde bırakıp kaçmanızı öneriyorum. kötü bir kitap diye düşündüğümden değil asla bu kitap insanın en karanlık duygularını farketmesini en istemediğiniz duygular ile karşılaşmanıza olanak sağlıyor. kitabı okurken ilk başlarda ne kadarda iğrenç insanlar bunları nasıl yapabiliyorlar diye düşündüm hiç etik değerleri yok mu acaba gibi ardından kitabın ortalarında insan olup olmadıklarını sorgularken onlarında bunu sorguladıklarını farkettim.kitabı bitirdiğim gibi okumuş birine rastlamak ve onunla bu kitap üzerine uzun uzadıya tartışmak istedim bende kapanmış bir kitap gibi hissettirmedi uzun bir süre düşündüm hatta en son okuması için arkadaşıma verdim son bir umutla ve o bitirdiğinde benimle aynı kafa karışıklığına sahipti sanki bir takım şeyler bile isteye havada bırakılmış gibi herkesin okuması gerektiğini düşünmüyorum bence okumanız gereken zaman diliminde karşınıza kendiliğinden çıkacaktır bende öyle oldu en azından
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 201835,4bin okunma
Reklam
Reklam