• Hayatta her şeyin zıddıyla bilindiğini, herşeyin zıddı ile birlikte yaşanınca güzel olduğunu söylüyorsun. Bunu biliyorum, kabul ediyorum, hatta bunu destekliyorum. Ama bunu sonuna kadar destekliyorum. Bir şey yaşıyorsan hayatta zıddı da olmalı. Eğer o kadar çok mutsuzluk yaşıyorsam, bunun zıddı olan mutluluğu da tatmalıyım arada. Tek kutuplu yaşanmaz dimi, senin söylediğinden bu çıkıyor. Sürekli mutlu olan birini düşünelim evet, bu olmaz, arada bir mutsuz olmalı ki farkındalığı devam etsin. Ama sürekli mutsuz olan birisi için de aynı şey geçerli değil mi? Onun da bir zıt durum yaşaması gerekmez mi arada. Madem arada bir mutluluğu yaşamıyor, mutsuzluğu da istememe hakkı doğmaz mı? Acılar insanı pişirir diyorsun, buna bir şey diyemem haklısın, ama yinede dikkat et kalbine, pişeceğine yanmasın.
  • İnsanlar hayatta pozitif düşünürse hayatı mutlu ve başarılı yaşar ama negatif düşünürse o zaman hem hayatı sıkıntılarla geçer hem de başarısız olur. Olumlu ve büyük düşünelim büyük başarılara imza atalım.
  • Kitap alamayan çocuklara kitaplar hediye edeceğim Youtube kanalımda, kitaplardaki alıntılar hakkında videolar hazırlıyorum. Destek olmak isterseniz abone olabilirsiniz: http://bit.ly/alintilarlayasiyorum

    Bugüne kadar 8 aydan uzun bir ilişkim olmadı fakat bu kitabı tam 343 gün boyunca azar azar okuyup bitirdim. 2018 yılına benim için siyasi konuda bir aydınlanma yılı oldu desem abartmış olmam.

    Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okuduğum sıralar karşıma bazı kelimeler çıkıyordu. Liberalizm, muhafazakarlık vs... İşte Andrew Heywood'un Siyasi İdeolojiler kitabını edinmem de bu tür siyasi kelimelere karşı "Ne demek yahu bu kelimeler?" dememin sonucunda gerçekleşti.

    Kitap, 12 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerin içerisinde ideolojinin kelime anlamı ve tarihsel evrimi, liberalizm, muhafazakarlık, sosyalizm, anarşizm, milliyetçilik, faşizm, feminizm, ekolojizm, dini köktencilik, çok-kültürcülük ve ideoloji kavramının küresel-çağdaş boyutu konusunda açıklamalar bulunmaktadır. Kitabın sonundaki kaynakçada bulunan kitapları sayayım dedim, yoruldum. 300-350 arası bir sayıda kaynaktan yararlanılmış muhteşem bir kitap olduğunu düşünüyorum.

    Örnek olarak, eğer Hitler'e sadece faşist deyip de geçmek istemiyorsan, faşizm kelimesinin kökenini, tarihsel gelişimini ve etkilediği devletleri, diğer siyasi görüşlerle olan karşılaştırmalarını ve kesişim kümelerini, bu görüşü savunan siyasi liderleri de tanımak istiyorsan bu kitabı gönül rahatlığıyla edinebilirsin.

    Yazarın herhangi bir siyasi görüşü anlatma metodunu kısaca anlatacak olursam bu kitabın nasıl bir kitap olduğunu daha rahat anlayabilirsiniz. Örnek olarak, elimizde herhangi bir siyasi görüş olduğunu düşünelim. Bu siyasi görüşün kelimesinin kökeninden itibaren başlayıp eski uygarlıklarda bulunan karşılıklarını, tarihsel gelişimini, birey ve toplum konusundaki ilişkilerini, bütün diğer siyasi görüşlerle olan karşılaştırmalarını, özgürlük, din, kültür ve bireye yaklaşım açısıyla olan tarihsel sürecini, piyasa tasarılarıyla bağlantılarını ve en az 6 kişiden oluşacak biçimde de en önemli savunucularını bahsediyor desem yanlış konuşmuş olmam.

    Diyeceğim o ki, siyasi görüşünüz ne olursa olsun objektif bir kitap okumak istiyorsanız tam olarak başucu yapabileceğiniz, doyurucu siyasi bilgiler içeren bir kitaptır.
  • Donup bir bakalım ya hu kendimize napiyoruz bu hayatta varlığımızın anlamı ne , niçin nasil ? olmasak ne değişir hayatta varız neyi değiştirebiliyoruz ? Bizi görünce mütebessim yuzler yeşeren gönüller mi fazla yoksa , zulüm gibi buna katlanmak , yanimdan gitsede rahata Ersek mi dedirtiyoruz insanlara ? Sefa miyiz cefa mi ? Ödül muyuz ceza mı ? Eşrefi mahlukat miyiz ? Yaratildigimiz nurun farkında mıyız ve hala hak yolda doğru istikamette kendisine nimet verilenlerin izinde miyiz kimiz neredeyiz Allah için napiyoruz ölüme ne hazırladık ? Allah aşkına bir bakalım bir duralım bir düşünelim .. hulasai meram hasılı kelam ölmeden evvel olelim rahata erelim..
    Unutulmayanlar listesinde Ölüm ' ünde olması temennisiyle
    Üstadın da dediği üzere ;

    Büyük randevu... Bilsem nerede, saat kaçta?
    Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?
  • Şimdi düşünelim, hangisi olursa olsun bu tatminlerle genel olarak nedir insanın eline geçen ?
  • Bir kadın düşünelim. Bu kadın aktivist bir feminist, konuşmalarıyla kadınları ateşliyor, öte yandan anneliği tatmış, çocuğuna sahip çıkıyor, kendini kısırlaştırmış ki üremeksizin özgürce cinselliğini yaşamak istiyor. Lezbiyen ancak bir adama deli divane aşık olana kadar kimseye tam anlamıyla bağlanmıyor. Babasından kalan bir terk edilme korkusu içinde canavar gibi hırlıyor zaman zaman. Kıyılarda yaşamak ona göre değil, illa ki derinlerde boğulmayı göze alarak mücadele vererek o heyacanı yaşayacak. Ne kadar entellektüel olsa da karşısındaki sevdiği adamın kokusuna, tenine, bakışına vurgun olacak kadar da ilkel duyguların kölesi! Aşkı uğruna feminist çevrelerden, dost meclislerinden, huzurlu ilişkisinden aforoz edilmeyi göze alıyor. Peki ya sevdiği adam? Konforundan ve durumu bilen diğer kadından ayrılmayı düşünmeyen, aşık kadınlarını zor duruma sokmaktan kaçınmayan, evlilik ve birlikte yaşama fikirlerine kendini kapamış ama iyi bir baba olan sakin adam. İlişki çıkmazlarında kaybolmuş ruhlar...

    İlginç olan şu ki kadınlar kadınlarla veya aşık olmamak şartıyla bir erkekle ilişki kurduklarında tepki göstermeyen feministler, söz konusu heteroseksüel olarak bir erkekle aşk söz konusu olunca kendi hemcinslerini davalarından uzaklaştırıyorlar. Aşkın dönüştürücü gücünün farkındalığı mı içgüdüsel olarak kadınları korkutuyor? Kimbilir...

    Feminizmin teorideki hali ile uygulamada karşılaşılan zorlukların irdelendiği ve gözler önüne serildiği güzel bir eser. Cinsel devrimin kadın lehine işlediği sanılsa da erkeklerin çıkarlarına uygun olarak evrildiğinin altını çizmekte yazar. Kadının doğasında yer alan sahiplenilme ve sahiplenme, kıskançlık, yalnızlıktan kaçınma, sadakat ve anaçlığın önüne geçebilecek bir devrimin kadına acı olarak döneceği vurgulanmakta.