Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir. Çoğu insan sadece var olur. Oscar Wilde 'ın bu sözünün üzerinde biraz düşünelim.
🌑 İnsan büyüdükçe şunu fark ediyor… Bazı bilgiler sadece öğrenilmez, insanın içinde yankı bırakır. Ben psikolojiyi, insan zihnini, farkındalığı ve insanın görünmeyen taraflarını araştırmayı gerçekten seviyorum. Çünkü bazen bir insanın hayatını değiştiren şey büyük olaylar değil; doğru zamanda duyduğu tek bir cümle olabiliyor. Bu yüzden burada sadece söz paylaşmıyorum. Biraz düşünelim, biraz kendimizi tanıyalım, biraz da insanların neden böyle davrandığını birlikte anlamaya çalışalım istiyorum. Çünkü insan kendini anlamaya başladığında; daha az kırılıyor, daha bilinçli seçimler yapıyor, ve en önemlisi kendi zihninin içinde kaybolmamayı öğreniyor. Belki hepimiz hayatın içinde bir şeylerle savaşıyoruz… ama bazen insanı kurtaran şey, sadece anlaşılmış hissetmek bile olabiliyor. Ben de öğrendikçe, düşündükçe ve derine indikçe sizlerle paylaşmaya devam edeceğim. Belki bir cümle birinizin zihnine dokunur, belki bir farkındalık birinizin hayatını değiştirir diye… 🌑✨ Ve ben hepinizi çok seviyorum iyi geceler.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kaybolmak
Karaladığım birkaç yazıyı ileti yoluyla sizinle paylaşmak istedim. Acı üzerine yazılan bazı kitapları ya da filmleri düşünelim. Genellikle aşk üzerine yazılmıştırlar. Belki de birinin kaybı üzerine. Fakat bence en büyük acı, ’kendini kaybetmektir.’ Kendini bazı şeylerin içinde yok olmuş gibi hissetmek; kendini, kendinin içinde kaybetmek; yapmayacağın hataları tekrar tekrar yaparken bulmak. En acısı, bu yaptığın hataların sana değil, başkalarına zarar vermesidir. Bence en büyük acı budur. Kendi evinde ruh gibi dolaşmak, kimseye acından, yaşadığın duygu girdabından çıkamadığını anlatamamak, saatlerini bomboş duvara bakarak geçirmek… İnsan önce kendini bulmalı, aramalı ve sevmeli. Değer verme hususunda önce kendine yer ayırmalı. Herkesin ’kendisi’ farklıdır. Biz birini mükemmel görürken, o bilmediğimiz bataklıkta batıyor ve yardım istiyor olabilir. Bazen etrafınıza gülücük saçan herkes ölebilir. Ölmesi kolaydır zaten; kararır, içi yorulur, tükenir. Peki, canlanması? Tekrar içinin bahar olması için bir ömür gerekir. Söylenen bir kelime bile kalbi bin parçaya bölebilir. Bir zaman sonra düzeldim sanarsınız, fakat gerçek bu değildir. Hiçbir zaman eskisi gibi tam sen olmazsın; hep bir parçan eksik kalır. O parça ’güvendir.’ Kırılıp geri gelmeyecek en güzel ve zor duygu güvendir. Seni kıranı ömrün boyunca seversin de, bu kalp bin parçaya ayrıldıktan sonra sevdiğine güvenemezsin. Güvendiğin için kendini suçlarsın. En sonunda onu değil, kendini kaybedersin. Kendini kaybetmenin derinliğinde boğulan bizler, aslında hiç var olmamışız gibi hissederiz ve en büyük gerçek budur: İnsan bazen eksikleriyle yaşamak zorunda kalmaz mı?
Hayata Dair
İnsanlar her daim bir değişim oluşum içindeler. Şu an bu yazıyı okuyan siz ile bir saniye önceki siz siz değilsiniz. Saçınızdan düşen tek bir telden sonra bile değişim içindesiniz. Heraklitos değişim konusunda ne güzel demiş: Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz. Evet arkadaşlar şimdi en yakın arkadaşınızı düşünün. O en yakın dediğiniz kişi bile zamanla değişiyor. Fakat değişim bir anda olmaz, küçük birikimlerle, kırılmalarla olur. Şimdi biri kalkıp: Değişim kötü bir şey mi, diyecek. Hayır, aksine bizler değişim içinde değilsek aslında aynı noktada sayıklıyoruz demektir. Çünkü değişen insan kendine bir şeyler katar. O zaman değişimin iki noktası olduğunu söyleyebiliriz: İyi yönde değişim, kötü yönde değişim. İyi yönde değişim düşüncede, kötü yönde değişim de karakterde olur.( Davranışların değişimini kast ediyorum.) Tercih bizlerin, nasıl değişmek istediğimize biz karar veririz. Peki arkadaşlar doğuştan zihnimizde bir bilgi birikimi var mı, yoksa bizler mi sonradan tecrübe yoluyla deneyimlerimize deneyim katıyoruz. Şu an bu konuda aklımda bir şey yok sadece sizlerle yazarken bir yandan düşünüp bilgi üretmeye çalışacağım, o zaman başlıyorum. İnsanın doğuştan zihninde bir bilgi varsa bu bilgi nasıl olur da zihne yerleştirilmiş olabilir? Oysa bellek boş değil miydi? Konuya evrene bakarak anlamlandırmaya çalışalım. Evrende her şey belli bir düzen sistematiği içerisinde gerçekleşiyor. Evren belli bir düzen içinde olduğu için o zaman temel bir bilgi birikimi zaten hep vardı. Sadece biz bilgiye bilgiler katarak belli bilgilere ulaştık. Yani insanın tecrübelerine tecrübe katması gibi düşünebiliriz. Mesela şöyle düşünelim: Matematikteki bire bir değil de iki diyelim, ikiye de beş diyelim. Bu değişim yapacağımız sonraki tüm çalışmalarda farklı bir sonuca tekabül edecek mi, tabii
Duygu ve Düşünce
Günaydın 1k (:
Güzel düşünelim 🙃 Güzel düşünen insanlara rastgelelim 🤗
Günce bilmem kaç
Bugün psikolog günüydü ve ayıp olmasın diye esprime güldü Ama en azından güldürdüm öyle düşünelim :’) Ayrıca kendimle ilgili başla şeylerle yüzleştim biraz ama iyi geldi sonuçta. Sonrasında bugün 4 ve 5 yaşındaki yeğenlerim benim için kavga etti kim daha çok seviyor diye 🤣 Günün en eğlendiğim anıydı diyebilirim. İkisi de birbirini kıskanıyor :) Neyse sonrasında çok eğlendik 16 yaşındaki bir kız bana sen benimle yaşıt gibisin dedi. Bugün zıvanadan çıkma gününüzdü. Yengeme (gelecekteki) çok güzel bir bekarlığa veda yaptık. Çok eğlendik. Çok tatlı insanlarla tanıştık. Günün tek sevmediğim kısmı sabah 9 da duruşmamın olacak olması… Hiç dinlenmeden işe döneceğim. Lütfen acil biri kafama adli tatil fırlatsın. Neyse ileride acısını çıkaracağım. Bugün güzel bir gündü umarım abim ve yengem mutlu olurlar bir ömür boyu. Günce bitti 🤣