Gen Bencildir - Richard Dawkins
Tıpkı Maynard Smith gibi bizler de çeşitli maliyet ve kazançlar için keyfi varsayımsal değerler kullanacağız. Daha genel olmak istenirse, bu durum cebirsel sembollerle de ifade edilebilir fakat sayıları anlaması daha kolaydır. Bir çocuk başarıyla yetiştirildiğinde her iki ebeveynin de elde ettiği genetik kazancın +15 birim olduğunu varsayın. Bir çocuğu yetiştirmenin maliyeti, yani yiyeceklerinin tamamının maliyeti, ona bakmak için ayrılan sürenin tamamı ve çocuk adına alınan risklerin hepsi -20 birim olsun. Maliyet negatif sayılarla ifade edilmiştir çünkü ebeveynler bu miktarı "öderler." Uzatılmış bir kur sürecinde vakit harcama maliyeti de negatiftir. Bu maliyet -3 birim olsun.İçindeki tüm dişilerin nazlı, tüm erkeklerin de sadık olduğu bir nüfusumuzun olduğunu hayal edin. Bu ideal bir tek eşli toplumdur. Her çiftte, hem erkek hem de dişi aynı ortalama kazancı elde eder. Yetiştirilen her çocuk için +15 elde ederler; çocuğu yetiştirme maliyetini (-20) aralarında eşit olarak paylaşırlar. İkisine de bu maliyetten ortalama -10 düşer. Her ikisi de uzatılmış kur sürecinde vakitlerini harcamanın -3 puanlık cezasını öderler. Dolayısıyla her biri için ortalama kazanç $+15 - 10 - 3 = +2$ olur.Şimdi nüfusa tek bir hızlı dişinin girdiğini varsayın. Bu dişi oldukça iyi iş çıkaracaktır. Gecikmenin maliyetini ödemeyecektir çünkü uzatılmış bir kur dönemi geçirmekle ilgilenmemektedir. Nüfustaki tüm erkekler sadık oldukları için kiminle çiftleşirse çiftleşsin çocukları için iyi bir baba bulacağından emin olabilir. Çocuk başına düşen ortalama kazancı $+15 - 10 = +5$ olur. Nazlı rakiplerine göre 3 birim daha iyi durumda olmuş olur. Dolayısıyla hızlılık genleri yayılmaya başlar.Eğer hızlı dişilerin başarısı, onların nüfusta çoğunluğa sahip olacağı kadar büyük olursa işler erkek tarafında
Biyoloji
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Durup hakikaten düşünmek gerek..
Şöyle bir düşünelim, kalplerimizi yoklayalım Duygularımız var, bazı insanları seviyoruz, bazı insanları sevmiyoruz. Bu sevgimiz ya da sevgisizliğimiz hakikaten kendimizin mi? Kendi hikayemizde bir karşılığı olan sevgi mi, sevgisizlik mi? Yoksa ithal mi etmişiz?
Sayfa 19 - Aşina·Kitabı okuyor
İnsan ve Duygular
Bugün bir inşaat ustası bir ay boyunca alnından ter akıtarak çalışır. Aldığı maaştan evinin kirasını, faturalarını, yakıt ihtiya-cını, yol parasını çıkardığınız zaman ancak karnını doyuracak kadar para ya kalır ya kalmaz. Bu kadar emek karşılığında aslın-da eline tek geçen karnının tokluğudur. Bir de eski zamanda bir köle düşünelim; efendisinin sarayında yaşıyor, karnı aç kalmıyor, saraydan bir odada yaşıyor ve efendisine her gün hizmet ediyor. Fatura yok, kira yok, ev eşyası ve araba derdi yok... Bu adam köle, ilki hür öyle mi?
Sayfa 271
Alıntı
Sanki yapay bir dünyada büyüyorlar gibi. Her şey insan yapımı, doğaya ait neredeyse hiçbir şey kalmamış. Olanlar da özünü kaybetmiş. Doğal olan hiçbir şey yok. En basitinden her akşam sofraya koyduğumuz marulu düşünelim. Önceden böceklerden arındırmak için şimdi ise ilaçlardan arındırmak için bol su ile yıkadığımız marullar. Hani keşke içinden bir böcek ya da toprak çıksaydı da doğal olduğunu anlasaydım, diye düşünüyorum her seferinde. Tertemiz marul mu olur? Eviriyorum çeviriyorum bir şey yok!
Birbirini tutmayan cümlelerle düşünelim, ses olmayan seslerle, renklerden hiçbiri olmayan renklerle avaz avaz konuşalım. Bilinçli olmadığımızın bilincinde olduğumuzu, bizim biz olmadığımızı söyleyelim, aynı zamanda da anlayalım da (ki zaten imkânsızdır bu).
Alıntı