Frans de Waal’ın Şempanze Politikası (Chimpanzee Politics) adlı eseri, yayınlandığı günden beri siyaset bilimi, evrimsel biyoloji ve psikoloji dünyasında bir başyapıt olarak kabul edilir. Hatta dönemin Amerikalı siyasetçilerine el kitabı olarak dağıtılacak kadar büyük bir ün kazanmıştır. Ancak kitabın bu şöhreti, onun okuyucuya yaşattığı büyük bir metodolojik işkenceyi ve yapısal kusuru örtmeye yetmez.
Kitabın tüm sayfalarından süzülüp gelen tek bir ana fikir vardır: İnsan medeniyeti, ahlakı ve siyaseti; doğadaki en ilkel primat kuzenlerimizin saf, maskelenmemiş çıkar ilişkilerinin üzerine giydirilmiş yapay bir kılıftan ibarettir.
De Waal bize der ki; insanı anlamak için anayasalara veya kutsal metinlere bakmayın. Gücü elinde tutan liderlerin ittifak kurma çabalarına, zayıfların birleşip güçlüyü tasfiye etmesine (koalisyon teorisi), liderlerin koltukta kalmak için tabanın rızasını almaya çalışmasına (taban siyaseti) bakın. Şempanze kolonisinde cereyan eden bu ham mekanizmalar, insan toplumlarındaki holding içi savaşların, meclis entrikalarının ve uluslararası ilişkilerin çıplak birer simülasyonudur. Kitap, insanın ahlaki ikiyüzlülüğünü evrimsel bir aynayla yüzümüze vurmayı amaçlar.
Kitabın teorik olarak vaat ettiği bu muazzam felsefi ve rasyonel derinlik, maalesef pratik yazımda boğucu bir detay çölüne dönüşmektedir. Kitabın en büyük sorunu; asıl gayeyi, yani insan doğasıyla olan o can alıcı karşılaştırmaları doğrudan konuşmak yerine, sayfalarca mevzunun etrafında dolanmasıdır.
Yazar, bir bilim insanı olmanın getirdiği akademik miyoplukla, okuyucuyu Arnhem Hayvanat Bahçesi'ndeki şempanzelerin günlük dedikodularına hapseder. Kitap boyunca şu türden gereksiz bilgi yığınlarına maruz kalırsınız:
"X maymunu Y'nin arkasına geçti, bacağını kaşıdı, o sırada Z maymunu