resimlerimin hüznü ve kasveti karşısında ben bile dehşete düşüyordum. ancak eserlerim, kalbimin derinliklerinde çaresizce gizlediğim gerçek benliğimi kusursuzca yansıtıyordu. neşeyle güldüm, insanları güldürdüm; fakat aslında kalbim çok karanlıktı. elimden bir şey gelmediği için bu sırrımı kanıksamıştım.
insanları babama, anneme, polise hatta hükümete şikayet etsem bile karşılaşacağım tek şey, elinde güç barındıran insanların dünyayı olduğundan iyi gösteren bahaneleri olmayacak mıydı?
sanırım insanoğlunu hiçbir zaman anlayamadım. dünya üzerindeki herkesten farklı bir mutluluk anlayışına sahip olduğum aklıma gelince endişeye kapılırdım.
o zamanlar adını bilmediğim bir duygunun içimde uyanışını onu dinlerken fark ettim ilk kez. bilinmeyen bir şeye karşı duyulan sınırsız bir ürperti ve sevinçle doldu yüreğim.