Her zaman hikayelerimiz Osmanlardan, Ayşelerden, Mehmetlerden ve Eliflerden daha uzun.
Yaşantımız yolculuğumuzdur. Aşk, sevgi yaşadığımız kişi de bu yolculuğun bir kısmında bizimle olur. Sevdiğimiz kişiyle kendi derinimize ineriz. Nasıl sevebildiğimizi, sevdiğimizi nasıl gösterebildiğimizi, nasıl gösteremediğimizi, nelerden korktuğumuzu, korktuğumuzda ne yaptığımızı, geçmişimizi ve hatta geleceğimizi görünürüz sevdiğimiz kişiyle birlikte, sevdiğimiz kişi sayesinde. Bizde açığa çıkabilecek şeylerin açığa çıkmasını sağlar. Bize gösterir. Hikayemizin, o kişiden daha fazla olduğunu fark edersek, yolumuzu fark edersek kendimizi buluruz. Belki ilişki içinde buluruz belki ayrılıkta. Böyle bir bağın, bağlantının içinde olmayı denemek bana değerli gelir.
Bu kitap, sevdiğimiz kişiyle yaşadığımız ilişkiden daha uzun bir hikayemiz olduğunu gösteriyor. Ayrılıkta yolun nasıl kendisine çıktığını anlatıyor. Diyor ki:''Ben bu yolun sonunda kendime çıktığım için çok mutluyum. Zor bir yolculuktu. Ama doğrusu değdi. Manzaram gayet iyi. Umarım sen de mutlu olduğun manzaralara bakıyorsundur. Değilse de bir yolunu bulacağına eminim. Herkes bir yolunu bulur. Gökteki yol açık, gök yolundan gidenler daima kurtulur Osman.''
Osmana saygısını da eksik etmemiş: 'Bakma, seninle ben iyi bir ekiptik.' Bir yerde de sevginin sınırının zorluğundan ama saygının gerekliliğinden söz ediyor.
İlişkilere böyle bakmak, yani benim hikayem var, benim hikayemin içinde bir de sevdiğim kişinin olduğu kısım var, demek. İlişkiyi başka türlü yaşamaya olanak veriyor. Tabi aynı şey, sevdiğimiz için de geçerli. Onun hikayesi var, hikayesinde bu ilişki var. Tabi Osmana söz hakkı doğamadığından da bahsetmiş :) Ama biz, tarafı olduğumuz bir ilişki, ayrılık için biraz bunu düşünebiliriz, anlamaya çalışabiliriz.
Aylin