Kendinin Efendisi Olmak
Puan vermedi
Kitapta belirtilen dış dünyaya karşı kayıtsız kalmak günümüz insanına aşırı katı veya aşırı kaderci gelebilir ama bugünün modern pisikolojiside bu temeller üzerinde kuruludur. Bu çağın getirdiği kaygı, belirsizlik endişe ve boşluk içinde debelenen insanoğlu bir sığınak arar kendi hayatının kontrolünü eline almak duygularını dizginlemek nefsinin ve dış dünyanın kölesi haline gelmemek için muhteşem bir başucu kitabı. Esas itibariyle bu başucu kitabında bir külliyat çıkar.
İnsan ve Duygular
İnsan Nasıl Kendisinin Efendisi Olur?Epiktetos · Say Yayınları · 202515 okunma
Puan vermedi·520 syf.·
2026 40. kitabı
Nikolai… Nikolai… Nikolai Sokolov… İlk defa MM okudum, Rai ve Kyle’ ın hikayesinden sonra merak ettiğim bir kitaptı ve sıcağı sıcağına da okumak istedim. Başlarda hikayeye çok kaptıramadım kendimi, ama bir yerden sonra, duygular da devreye girince sanırım gerçekten fena sardı. Ve Nikolai diyorum, başka da birşey demiyorum artık.
God of FuryRina Kent · ‎Blackthorn Books, LLC · 2023152 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
7/10
·152 syf.··
2026 35. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 09:09
Soğuk, huysuz, tuhaf birine rastlarsam “Norveç edebiyatı gibisin” diyeceğim. “Değişiksin işte, tarif bile edemiyorum.” Yok, bu Norveç Edebiyatı bana göre değil. Dönüp eski incelemelerime bakmadım ama bu cümleyi ilk kez kurmadığıma eminim. Ama niyeyse dönüp dolaşıp kendimi Norveç fiyortlarında buluyorum her seferinde. Nils Vik’in öldüğü gündeyiz. Norveç fiyortlarında sabah akşam sefer yapan bir tekne kaptanının, teknesine bütün bir geçmişi bindirdiği, yaşamının son gününü okuyoruz. Nils Vik bir süre önce eşini kaybetmiştir ve kızlarından uzakta yaşamaktadır. Ölmeye karar verdiği son gün her gün sefere çıktığı teknesinde bütün bir geçmişini didik didik edip, hatıralarına bir yolculuğa çıkar. Kızlarının uzaklarda hayat kurmaları, teknesine bindirdiği ünlü veya sıradan insanlarla kurduğu bağ, eşinin hastalığı ve ölümü… Anladığımız kadarı ile eşini kaybettikten sonra kahramanımız büyük bir depresyona giriyor ve oradan çıkamıyor. Beni en çok etkileyen kısımlar da buralardı. Norveç Edebiyatını bu yüzden sevmiyorum. Ya da sevmemek değil de çetrefilli bir ilişkisi olmak diyeyim. Yalnızlık, yaşlılık, bireyselleşme, yaşamdan kopukluk… insanın kaçtığı her duyguyu, durumu paketleme gereği bile duymaksızın karman çorman önüne döküyor bu bölgenin edebiyatı, hatta yalnızca Norveç değil bütün bir İskandinav Edebiyatı. Açıkçası Norveç’te insanlar çok mutlu istatistiğini de bir masal kategorisine koyuyorum artık. Standartları yüksek, belki gençken bir parça mutlular ama yaşamlarının bir noktasından sonra onları yakalamak üzere keskin pençeleri ile bir köşede bekleyen bir yalnızlık var. Neyse işte, güzel bir kitap belki ama bende tuhaf, karmakarışık duygular uyandırdı. Rahatsız ediciydi. Diyecek başka bir şeyim yok. Yalnız ve mutsuz yaşlı adamlar diyarı Edebiyatı’ndan bir kitabı daha
Nils Vik’in Öldüğü GünFrode Grytten · Metis Yayınları · 2025149 okunma
Unutmak Kurtuluşsa, Hatırlamak Neden Hâlâ İnsan Kalmanın Bedeli?
Puan vermedi·274 syf.··
2026 133. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:13
I—BAŞLANGIÇ: Şimal Yıldızı: Unutmanın Kurtuluş, Hatırlamanın Yangın Olduğu Bir Dünya Bazı kitaplar vardır; kapağını kapatırsınız ama içindeki karanlık bir süre daha odada kalır. Şimal Yıldızı benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Oğuz Yılmaz, bu eserinde sadece yıkılmış bir dünyanın hikâyesini anlatmıyor; yıkılmış insanın, kırılmış hafızanın, susmuş vicdanın ve hâlâ bir yerlerde titrek de olsa yanmaya çalışan umudun hikâyesini anlatıyor. Kitabı okurken şunu çok net hissettim: Burada asıl mesele dünyanın sonu değil; insanın, dünyanın sonundan sonra bile insan kalıp kalamayacağı. II—İNCELEME: Romanın atmosferi karanlık. Hatta yer yer insanın içine işleyen, boğucu, sisli ve soğuk bir karanlık bu. Ama bu karanlık sıradan bir dekor değil. Yazar, distopik bir evren kurarken aslında bugünün insanına da ayna tutuyor. Çünkü kitapta gördüğümüz o yıkım, sadece dışarıdaki şehirlerde, sistemlerde, düzenlerde yaşanmıyor; insanın içinde de yaşanıyor. Hafıza, unutmak, geçmiş, korku, kibir, inanç, yara, direniş ve insan kalma meselesi romanın damarlarında dolaşıyor. Hele bazı cümleler var ki, insan onları okuyup geçemiyor. Bir yerde durmak, nefes almak, hatta kendi içindeki eski defterlere bakmak zorunda kalıyor. Bu kitabın en güçlü tarafı bence tam da burada: Oğuz Yılmaz, büyük büyük olaylar anlatırken bile insanın en küçük iç sızısını unutmuyor. Distopya yazıyor ama kalbi ihmal etmiyor. Karanlık bir dünya kuruyor ama o dünyanın ortasına insanın iç yangınını yerleştiriyor. Kitapta unutmak bir nimet mi, yoksa insanın kendinden vazgeçmesi mi? Hatırlamak bir lanet mi, yoksa insan kalmanın son şartı mı? Geçmiş gerçekten geride bırakılabilir mi, yoksa insan nereye giderse gitsin kendi kuyusunu da yanında mı taşır? İşte
Şimal YıldızıOğuz Yılmaz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202650 okunma
Puan vermedi
Bazen bir roman tek bir kişinin hikayesini anlatmaz... Birbirine görünmez bağlarla bağlı insanların hayatına dokunur. Geçmişin bugünü nasıl şekillendirdiğini,verilen her kararın yıllar sonra bile nasıl iz bıraktığını ve hayatın bazen insanı hiç beklemediği sınavlarla karşı karşıya bıraktığını anlatır. Dantel-Müge Acar Nazlı'nın yaşadığı büyük kayıpla başlayan hikaye zamanla Lale, Eylem, Su ve daha birçok karakterin hayatına uzanıyor.Her biri farklı acılarla,farklı seçimlerle ve farklı mücadelelerle yüzleşirken aslında tek bir hayatı değil birbirine ilmek ilmek bağlanan birçok yaşamı okuyoruz. Kitap boyunca aile ilişkileri, dostluk ilk aşk,kayıplar, toplumsal baskılar ve kadına yönelik şiddet gibi birçok konu işlenirken karakterlerin yaşadığı duygular ön planda tutulmuş.Her bölümde farklı bir karakterin dünyasına konuk olmak olaylara tek bir açıdan değil birçok farklı pencereden bakabilmeyi sağlıyor... Hazırsanız... Her ilmeği başka bir hayatı başka bir acıyı ve başka bir umudu anlatan bu hikayeye siz de eşlik edebilirsiniz... Çünkü bazen insanlar birbirlerinin hayatına bir anda girmez...Tıpkı bir dantel gibi fark etmeden ilmek ilmek birbirlerine bağlanırlar...
DantelMüge Acar · Eva Yayınevi · 20262 okunma
Sade Şiirler
10/10
·56 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Yazardan okudugum üçüncü şiir kitabıydı. Ben severek okudum. Sade Şiirler adlı kitabı, adının çağrıştırdığı gibi yalın bir söyleyişe yaslanan; ancak bu sadeliğin içinde yoğun duygular barındıran bir şiir kitabıdır. 56 sayfalık eser, aşk, özlem, kırgınlık, zaman ve insanın iç dünyasını merkeze alan şiirlerden oluşur. Kitabın tanıtımında yer alan dizeler de bu yalın ama duygu yüklü anlatımı yansıtır. Şairin en belirgin başarısı, süslü ve karmaşık bir dil yerine doğrudan okurun kalbine ulaşmayı hedefleyen bir anlatım kurmasıdır. Şiirlerde kullanılan kelimeler gündelik dile yakın olsa da, her dize duygusal bir derinlik taşımaya çalışır. Aşk yalnızca romantik bir duygu olarak değil; kayıp, bekleyiş ve insanın kendini arayışıyla birlikte ele alınır. Bu yönüyle kitap, şiire yeni başlayan okurlar kadar duygusal yoğunluğu seven okurlara da hitap eder. Eserde tekrarlar ve kısa dizeler, şiirlerin ritmini güçlendiren önemli unsurlar arasında yer alıyor. Ben çok begendim tavsiyemdir.
Şiir
Sade ŞiirlerCan Seyfettin Al · Liman Yayınları · 20235 okunma