Bazen bir cinayet hikayesi sadece ölen insanları anlatmaz.Bazı hikayeler,ç yıllarca saklanan gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak için mutlaka yol bulduğunu anlatır.
Beş Duyunun Kasabı — Cihangir Işık
Kitap peş peşe işlenen cinayetlerle başlıyor. Her yeni olay soruşturmayı biraz daha karmaşık hale getirirken Savcı Volkan, Soner ve ekip kendilerini sıradan bir seri katil vakasının çok ötesinde bir olayın içinde buluyor.
İlk başlarda her şey birbirinden bağımsız gibi görünse de sayfalar ilerledikçe parçalar birleşmeye başlıyor. Geçmişte yaşananlar, insanların sakladıkları sırlar ve yıllardır konuşulmayan gerçekler birer birer ortaya çıkıyor.
Kitap boyunca en çok dikkatimi çeken şey ise olayların arkasındaki insan hikayeleri oldu. Çünkü burada sadece bir katili aramıyoruz.Aynı zamanda yaşananların insanları nasıl değiştirdiğini,öfkenin ve acının yıllar içinde nasıl büyüyebildiğini de görüyoruz.
Özellikle bazı karakterler var ki hikâye boyunca sessiz kalıyorlar ama aslında bütün olayların ağırlığını taşıyorlar. Kitabı bitirdiğinizde dönüp en başa baktığınızda birçok detaya farklı gözle bakmaya başlıyorsunuz.
Hazırsanız...
cevapların geçmişte saklandığı,hiçbir karakterin göründüğü kadar basit olmadığı ve bazı isimlerin sayfalar kapandıktan sonra bile akılda kaldığı bir hikayeye yaklaşabiliriz...
Belki de Lal olmak her zaman sessiz kalmak değildir...Bazen bütün hikayeyi sessizce sırtında taşımaktır.
Bugün sizi kışın ortasında geçen, hareketli ama bir o kadar da sıcak bir hikâyeye götürmek istiyorum…
Elma Cadısı Petronella-3
Serinin 3. kitabında yılbaşı yaklaşırken herkes tatlı bir telaşın içine giriyor. Petronella da kendi düzenini korumaya çalışırken ortaya çıkan beklenmedik bir misafirle işler yine karışmaya başlıyor.
Pastakreması ikizleriyle birlikte bu kez hem eğlenceli hem de biraz karmaşık olayların içinde buluyoruz onları. Küçük başlayan şeyler zamanla büyüyor ve herkesin birbirine olan ihtiyacı daha çok ortaya çıkıyor.
Bu hikaye sadece bir macera değil aynı zamanda paylaşmanın,affetmenin ve birlikte olmanın değerini hissettiren sıcak bir anlatım sunuyor.
Kısa ve akıcı diliyle kolay ilerleyen ama bıraktığı hisle akılda kalan bir kitap
Bazen bir hikaye sadece katili bulma meselesi değildir...İnsanın geçmişinden ne kadar kaçarsa kaçsın yine dönüp aynı karanlığın içine sürüklendiğini anlatır.
Samankapan — Çağan Kayı
Kitap ilk başta klasik bir polisiye gibi başlıyor. Denizden çıkarılan bir ceset, peşine düşülen bir cinayet ve olayları çözmeye çalışan bir komiser… Ama sayfalar ilerledikçe hikaye çok daha farklı bir hale geliyor.
Aypare’nin yaşadıkları insanın içini rahatsız ediyor. Çocukluğundan itibaren yalnız bırakılmış birinin nasıl yavaş yavaş karanlığın içine çekildiğini görüyorsunuz. Sonra olaylara Haydar dahil oluyor. Sert,yorgun ve huzursuz bir karakter. Ama asıl atmosfer Korhan ortaya çıktığında değişiyor. Samankapan evinin verdiği his kitabın en güçlü taraflarından biri bence.
Kitap boyunca sürekli bir şeylerin altında başka bir şey var hissi oluşuyor. Kimse tamamen masum değil gibi.O yüzden sadece olayları değil karakterlerin iç dünyasını da merak ederek okuyorsunuz.
Hazırsanız…
geçmişin susmadığı insanların kendi karanlığıyla yüzleştiği o hikayeye yaklaşabiliriz…
Belki de en korkutucu şey bir katil değildir…İnsanın kendi içinde büyüttüğü karanlıktır.
SamankapanÇağan Kayı · İkinci Adam Yayınları · 202562 okunma