Bugün sizi sadece mevsimlerin değiştiği bir hikayeye değil merakın bilgiye,bilginin ise harekete dönüştüğü bir yolculuğa götürmek istiyorum...
Mevsimleri Geri Verin
Lila bir sabah uyandığında her şeyin farklı olduğunu hissediyor.Yağmurlar,fırtınalar, değişen hava koşulları... Başta anlam veremediği bu durumun peşine düştükçe karşısına iklim değişikliği gerçeği çıkıyor.
Ama hikaye tam da burada farklılaşıyor.
Çünkü Lila öğrendikleriyle korkup geri çekilen bir karakter olmuyor. Aksine araştırıyor, sorular soruyor,arkadaşlarını yanına alıyor ve çözümün bir parçası olmaya çalışıyor.Sayfalar ilerledikçe onunla birlikte küçük fikirlerin nasıl büyüyebildiğini görüyoruz.
En sevdiğim yanı ise kitabın çocuklara sürekli ne yapmaları gerektiğini söylemek yerine onları düşünmeye teşvik etmesi oldu. Çünkü hikayenin merkezinde sadece çevre değil dayanışma,sorumluluk alma ve pes etmemek de var.
Lila'nın çıktığı yolculuk boyunca karşılaştığı insanlar ve yaşadığı deneyimler doğayı korumanın tek kişinin değil herkesin sorumluluğu olduğunu hatırlatıyor.
Renkli çizimleri ve akıcı anlatımıyla keyifle okunan aynı zamanda çocuklara önemli farkındalıklar kazandırabilecek bir kitap olmuş.
Bazen dünyayı değiştiren şey büyük kahramanlar değil soru sormaktan vazgeçmeyen çocuklardır...
Bazen bir hikaye sadece bir aşkı anlatmaz.Geçmişin insanın peşini yıllar sonra bile bırakmadığını,saklanan sırların bir gün mutlaka ortaya çıktığını ve bazı gerçeklerin öğrenildiğinde insanı rahatlatmak yerine daha da ağırlaştırdığını anlatır.
Keşke–Sema Soykan
Kitap Fikret’in hapishaneden yazdığı mektuplarla başlıyor. Daha ilk sayfalardan itibaren insanın içine bir merak yerleşiyor. Çünkü ortada yıllardır saklanan sırlar, cevabı bekleyen sorular ve birbirine görünmez bağlarla bağlı hayatlar var.
Bir yanda geçmişiyle hesaplaşmaya çalışan Fikret diğer yanda yıllardır cevabını aradığı gerçeklerin peşine düşen Sabia... Hikaye ilerledikçe sadece insanların yaşadıkları değil yaşamak zorunda bırakıldıkları şeyler de ortaya çıkıyor. Köy Enstitülerinden 70'li yılların siyasi atmosferine, kadınların yaşadığı baskılardan insanların kaderini değiştiren yanlış kararlara kadar birçok konu romanın içinde doğal bir şekilde yer buluyor.
Kitapta en çok dikkatimi çeken şeylerden biri karakterlerin kusursuz olmamasıydı. Herkesin bir yarası bir pişmanlığı bir suskunluğu var. Bu yüzden okurken karakterleri sadece yargılamıyorsunuz...onları anlamaya da çalışıyorsunuz..
Keşke benim için sadece geçmişe duyulan özlemi değil yıllar geçse de insanın peşini bırakmayan pişmanlıkları anlatan bir roman oldu. Kitabı bitirdiğimde aklımda olaylardan çok şu düşünce kaldı.Bazen insanın hayatını değiştiren şey yaptığı hatalar değil zamanında söyleyemediği sözler ve içinde kalan keşkeler oluyor.
Hazırsanız...
Geçmişin gölgesinde kalan sırların,yarım kalmış sevdaların ve yıllarca cevabı aranan soruların peşine düşebiliriz.
Çünkü bazen insanı en çok yaralayan şey yaşadıkları değildir...Yıllarca doğru bildiği şeylerin aslında hiç de öyle olmadığını öğrenmesidir.
Bu güzel kitabı bizlerle buluşturan
Bazen bir hikaye sadece bir efsaneyi anlatmaz. İnsanların yıllardır korkuyla anlattığı bir varlığın ardında bıraktığı acıları,nesiller boyunca devam eden korkuları ve geçmişin hiçbir zaman tamamen geride kalmadığını anlatır.
Albastı Gecesi – Hasan Erimez
Kitap daha ilk sayfalarda okuyucuyu oldukça sert bir olayla karşılıyor.Hamile bir kadının korkunç ölümüyle başlayan hikaye yıllardır sadece bir efsane olarak anlatılan Albastı'nın yeniden hatırlanmasına neden oluyor.O andan itibaren obanın üzerine çöken korku hiç eksilmiyor.
Aradan yıllar geçmesine rağmen yaşananların etkisi kaybolmuyor.İnsanlar hayatlarına devam etmeye çalışırken geçmişte yaşanan olaylar yeniden gün yüzüne çıkmaya başlıyor.Özellikle yeni bir doğumun yaklaşmasıyla birlikte eski korkular tekrar ortaya çıkıyor ve herkes yıllardır unutulduğunu düşündüğü olaylarla yeniden yüzleşmek zorunda kalıyor.
Hikaye ilerledikçe yalnızca Albastı'nın peşinde bıraktığı korkuyu değil insanların kayıplarla nasıl yaşadığını, sevdiklerini korumak için neleri göze alabildiğini ve geçmişten kaçmanın her zaman mümkün olmadığını da görüyoruz.Ortaya çıkan her yeni gerçek yaşananların sanıldığından çok daha büyük olduğunu gösteriyor.
Daha önce yazarımızın Destanlar serisini okuduğum için kitaba başlarken beklentim yüksekti.Açıkçası bu kitapta da Türk mitolojisini hikayenin içine başarılı bir şekilde yerleştirdiğini düşünüyorum.Albastı efsanesi,Umay Ana,kamlar,kut inancı ve eski Türk inanışları hikayeye farklı bir atmosfer katmış.Gerilim unsurlarıyla birleşince ortaya sürükleyici bir hikaye çıkmış.
Hazırsanız...
Bir ölümle başlayan,yıllar boyunca unutulmayan korkuların ve geçmişten gelen karanlığın hikayesine yaklaşabiliriz...
Çünkü bazen insanı en çok korkutan şey bir efsane değildir...Onun gerçekten var olabileceği
Bazen bir hikaye sadece iki insanın aşkını anlatmaz.
Bir gecede değişen hayatların,kaybedilen yuvaların ve yıllar boyunca taşınan umutların hikayesini anlatır.
Bilinmeze Doğru – Hülya Başarangil Demir
Kadir ve Yulian birbirlerini seven iki genç.Ancak yaşadıkları dönemde aşk tek başına mutlu olmaya yetmiyor.Savaşın,baskının ve ayrılıkların gölgesinde kurdukları hayat hiç beklemedikleri olaylarla sarsılıyor.
Bir gecede dağılan bir aile...
Birbirinden koparılan insanlar...
Ve yıllarca cevabı aranan sorular...
Hikaye Kırım'dan başlayıp Selanik'e,oradan da İstanbul'a uzanırken yalnızca bir ailenin yaşadıklarını değil bir dönemin insanlara yaşattığı acıları da görüyoruz.Her yeni sayfada farklı hayatlara dokunuyor.Karakterlerin verdiği mücadelelere tanıklık ediyoruz.
Kitapta en çok etkilendiğim şeylerden biri karakterlerin yaşadıkları kayıplara rağmen hayata tutunmaya devam etmeleriydi. Çünkü bazen insanın elinden her şey alınabilir ama sevdiklerine kavuşma umudu kolay kolay tükenmez.
Kadir'in,Yulian'ın,Vera'nın ve Katherina'nın yolları yıllar boyunca farklı yönlere savrulsa da hikaye boyunca kalbinizde hep aynı duygu kalıyor.Bir gün her şeyin yerini bulmasını istemek...
Hazırsanız...
Ayrılıkların,göçlerin,özlemlerin ve yıllara meydan okuyan bağların eşlik ettiği bu yolculuğa çıkabiliriz...
Çünkü bazı hikayeler mutlu başlamak için değil unutulmamak için yazılır.
Bazen bir hikaye sadece geçmişte kalmış bir aşkı anlatmaz.İnsanın yıllarca kurduğu hayatın içinde kendisini ne zaman kaybettiğini fark edemeyişini anlatır.
Kılıf - Emel Şimşir
Masal dışarıdan bakıldığında birçok kişinin sahip olmak isteyeceği bir hayata sahip. Başarılı bir seramik sanatçısı.Düzenli bir yaşamı ve yıllardır yanında olan bir eşi var. Ancak zamanla anlıyoruz ki sahip olduğu her şey onun gerçekten mutlu olduğu anlamına gelmiyor.
Yıllar sonra karşısına çıkan bazı olaylar ve geçmişinden gelen insanlar Masal'ın uzun zamandır görmezden geldiği duygularla yeniden yüzleşmesine neden oluyor. Bir yandan çocukluğundan taşıdığı yüklerle mücadele ederken bir yandan da bugüne kadar verdiği kararları sorgulamaya başlıyor.
Masal'ın hikayesinde en çok dikkatimi çeken şey geçmişin insanlar üzerindeki etkisiydi. Çünkü bazen üzerinden yıllar geçse bile bazı duygular olduğu yerde kalıyor.Siz yolunuza devam ettiğinizi sanırken onlar sessizce sizi beklemeye devam ediyor.
Hazırsanız...
Geçmiş pişmanlıklar ve yeniden başlama cesaretiyle örülmüş bu hikayeye yaklaşabiliriz...
Çünkü bazen insanın değiştirmesi gereken ilk şey hayatı değil o hayatın içinde susturduğu kendisidir.