Bu kitapta İvan İlyiç'in hastalanıp ölümüne kadar olan sürecini değil; bir cesedin çürüme aşamalarını okuyoruz çünkü İvan İlyiç zaten ölü bir adam olduğunu (her ne kadar normal bir yaşam sürdüğünü sürekli kendine hatırlatsa da)hissediyordur. Modernleşen dünyaya ayak uydurmaya çalışan, 10 odalı bi evi varsa aklı hep 11.odanın yoksunluğuna takılan Ivan İlyic, hayatının düşündüğü gibi güzel ve normal olmadığını ölümü kabullendiği anda farkeder. Jerome Donnelly'nin analizinde bahsettiği gibi karakterimiz "19.yüzyılın uzun süre inandığı ikiyüzlü burjuva bireyin aşamalı oluşumu" sürecinin somut bir ürünüdür. Hayatın koşuşurturmasının ölüm fikrini maskelemekten başka bir şey olmadığını idrak ettiğimiz bu kitapta hayatınızı, ölümünüzü, inançlarınızı sorgulayacaksınız. Birinin ölüm haberini aldığınızda aklınıza ilk olarak kendinizin hayatta olduğu geldiği için belki de bu kitabı daha çok seveceksiniz.