Zeynep Taş

Zeynep Taş
@duz_insan
düz insan
tercüman
İstanbul üniversitesi
İstanbul
53 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2024 19. kitabı
bazen kendime çok kızıyorum. toplumun ezberlettiği şekilci tutuma kapılmaktan kendimi alamadığımda mesela. bu kitabı hep kapağı pek de hoş gelmediği için erteleyip durdum. peki bunca yıllık okurluk mertebesinin gerektirdiği "kitabı kapağına göre yargılamamak" tecrübesi nerede kaldı? şu sıralar mevcûdiyetimi yöneten arabesk duyguyu görüyor musunuz........ bunca laf kalabalığı maalesef ki bundan hsqbxh. nasip. sözün özü kaçak beni etkiledi. beklenmedik bir şekilde akıcı bir üslup ve kurguyla karşılaştım. savaş işleyen metinlere temkinli yaklaşırım normalde, muhtemelen uzak durmamın sebebi yalnızca kapak değil, biraz da buydu. neyse aşk falan da yazıyo arka kapak yazısında, bi bakayım dedim, iyi ki demişim. japonya'nın endonezya'yı işgali döneminde küçük bir kasabaya konuk oluyoruz. savaşın verdiği fiziksel hasardan öte insanî yozlukları, zayıflıkları görüyoruz hikayede. görünürde sakin ama içten içe kaynayan seyre sahip bu kitap ve böylelikle yazarın savaşın etkilerini yansıtmaktaki başarısı hissediliyor. kaçağımızın insanlığa, sevdiklerine dair duygularını ifade edişi oldukça hoşuma gitti. eleştirilerinde saf öfkeyi ve suçlamayı değil -ki bunları görmek de halihazırda çok tabii olurdu, zira işgal edilen yer evin ve sen onu savunduğun için kaçaksın- hakikati, yüksek anlayışı görüyoruz. kitaba dair sevmediğim tek şey yayınevinin redaksiyon konusundaki özensizliği oldu ki bu dedalus yayında rastladığım ilk örnek değil. ne diyim tatsız. işte böyle. tavsiye ederim.
KaçakPramoedya Ananta Toer · Dedalus Kitap · 202015 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·424 syf.··
2024 13. kitabı
bu romana dair ne hissediyorum düşüncesiyle his torbamı karıştırıp durdum. sevmekle sevmemek arasında gidip gelirken aklıma beni birbirimize denk düştükçe güldüren, bir şekilde hep komik hissettiren bir sözcük geliverdi: ambivalans. romanda sevdiğim pek çok unsur var aslında; ana karakterimiz yazar süreyya'nın yazdığı hikayeleri okumak, esas romanın içinde başka başka öykülere dokunmak hep çok hoşuma gitmiştir ki son aylarda işlediğimiz edebiyat dersleri bana bunun bir gelenek olduğunu gösterdiğinden beri daha da sever oldum. içimden gelenekselci bir edebiyatçı çıkıverdi ahir ömrümde, şaşkınım. neyse sonra hafızanın kullanımı, geçmişle gelecek arasındaki gidiş gelişler, anne-kız ilişkilerinin duygusal ağırlığı ve karmaşıklığının lezzetli bir şekilde işlenişini de oldukça sevdim. ve fakat kitap kimi detaylarıyla tv haberi izlemek gibiydi. türkiye yakın tarihinin geçit töreni gibi. darbe, ırak savaşı, ikiz kulelerin vuruluşu, erken 2000'lerde gerçekleşen tüm depremler... ben zaten yaşım küçük olsa da olayların ağırlığının farkına varmış bir türkiye çocuğu olarak bir çoğuna zamanında şahit olmuşken bu kısımları dinlemekten ziyadesiyle bunaldım. yıllar önce bir tarih hocama 60'lar türkiyesine dair kesin cevap beklenilen bir soru sorulduğunda şöyle demişti: üzerinden yeterince yıl geçmediği için objektif yaklaşılamayacak kadar yakın bir tarih sorusu bu. o yüzden cevapsız bırakmıştı muhatabını. kitabın bu kısımlarını dinlerken hocamı çok iyi anladım. başlı başına güçlü bir akışa sahip romanı yaramaz bir çocuğun kardeşinin dakikalarca uğraşıp yaptığı kuleyi tek bir darbeyle yıkıvermesi gibi bozmuş, üstelik gereksiz bir uzunluk da katmıştı. özetle içimi sıksa da lezzetli bir eserdi. dedim size, çok ambivalans hissediyorum.
Unutma Beni ApartmanıNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20176,1bin okunma
Puan vermedi·291 syf.··
2024 9. kitabı
şükran yiğit kalbimdeki cümleleriyle yazma arzusumu ayyuka çıkaran yazarlar köşesinin en nadide yerlerinden birine sahip artık. bir süredir dinliyorum radyo şarampol'ü ve çok tuhaf, hayatımın/çocukluğumun bir parçası gibi hissetmekten kendimi alamıyorum. yeniden altı yaşındayım sanki, henüz çaprazımızdaki iki gecekondu yıkılmamış. incir ağacının altında arkadaşlarımla oyunlar oynuyorum. vakit ikindiye vuruyor sonra, eve çıkıyorum, balkona. binamızın boyunu aşan koskoca ağacımızın dalları arasından sokağın başını görmeye uğraşıyorum. bunların hiçbiri uzun zamandır yok. hasret her zaman bir kişiye değil ya, benim hasretim de o ağaca, o zamana. işte böylece, şükran yiğit hasret duygumu cayır cayır körüklüyor, beni hüngür şakır zırlatıyor. canım yazar. iyi ki yazmışsın. teşekkür ederim.
Burası Radyo ŞarampolŞükran Yiğit · İletişim Yayınları · 20201,265 okunma
9/10
·312 syf.··
2023 26. kitabı
şimdi benim şöyle bir huyum var: bazen sakin sakin otururken vahiy inmiş gibi birdenbire ayağa kalkar ve şunu okuyacağım diye kitaplıktan bir kitap seçer ve başlarım. o sırada ne kadar yarımım olduğu önemli değildir veya ne zaman düşünüp buna karar verdiğimi de bilmem. kimi zaman rutinimin yoğunluğuna uymayacak kapkalın bir kitap da seçmiş olsam kendimi okuyamayacağıma ikna edemem. kime neyin inadı bu, hiçbir zaman bilemeyeceğim. amma velakin birkaç aydır bu huy kaybolmuş veya dondurulmuş gibi yanıma uğramıyordu ve ben ittire kaktıra kendimi okumaya mecbur bırakıyordum. birkaç gün önce uyandım ve aniden kitaplıktan bir garip aşk öyküsü'nü alıp başladım. artık rüyamda mı gördüm neden, orası bana da muamma. ama bu saçma özellik geri döndüğü için memnunum. kitap pek güzel çıktı. evet bunca laf kalabalığı, upuzun girişten sonra asıl mevzuya gelebildim sonunda. bir garip aşk öyküsü tam ismiyle müsemma, garip, hüzünlü, büyük bir aşk öyküsü olmasının yanısıra aynı zamanda güzel, üzücü, tuhaf başka bir sürü unsur içeriyor. dil ve iletişimin hayattaki önemini, bağ kurabilmek için gözle görülür şeylere ihtiyaç olmadığını, mucize aranırken aslında kendi kendinin farkında olamayan kayıp insanları gördüm bu kitapta. bu kitap bana görmek için gören gözlere, duymak için işiten kulaklara, konuşmak için dile her zaman ihtiyaç olmayabilir, bazen aklınla görmen yüreğinle işitmen lazım, dedi. ihsan amcanın suskunlar'ından eflatun'u hatırladım. sonra bu kitapta müzik var. benim müzikle ilişkim inişli çıkışlıdır, okurken de nadiren dinlerim. dün dinlediğim günlerden biriydi, henriette ve herkül'ün kavuşma sahnesinde müzik değişti ve evet bu benim dünyamda artık sizin şarkınız, dedim. sözü yok. ama anlaşmak için tüm dünyevi kalıpları yıkmış bir çiftin söze ihtiyacı da yok. sözün özü:
Duygu ve Düşünce
Bir Garip Aşk ÖyküsüCarl-Johan Vallgren · Metis Yayıncılık · 2019823 okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2021 9. kitabı
Kurgunun içinde barındırdığı insana, kültüre ve bilime dair anlatımların çeşitliliği kendisine hayran bıraktırıyor. Terimleri okurken bazen odaklanmak beni zorlasa da, yazarın bilgiyi detaylandırma şekli beni büyüledi. İnsanüstü bir varlığın yalnızca üç yıllık tecrübesiyle insanlığın tarih boyunca en büyük sıkıntılarını gözler önüne sermesi takdire şayan bir metafordu bana göre. Binlerce yıllık insan geçmişinin birbirinin tekrarı olan yıkımını hiçbir zaman, en gelişmiş dönemlerde bile azaltmadığı gerçeğini yüzümüze çarpa çarpa anlatıyor. Diğer tüm canlılara karşı kendilerini üstün görme sebeplerinin beyin gelişimi olduğunu göstermelerine rağmen üstelik, vahşeti tüm karanlığıyla sürdürülebilir hale getirdi insanlık. Ve pişmanlığa dair bir duygu da neredeyse yok. Gerçekten iyi diyebileceğimiz kişiler o kadar az ki, onların daha gelişmiş, insanüstü varlıklar olduğuna dair yazarın yorumu çok yerindeydi. İleride insanüstü varlıklar çıkar mı, ya da çıktı mı bilmiyorum ama insanlığın sonunu getirecek dahi olsalar, daha iyi ve barışçıl bir dünya kuracaklarsa benim arzum yapmaları yönünde olur. Biz insanlar olarak yeterince zarar verdik çünkü, hem doğaya hem içindekilere.
Bir Aklın SavaşıKazuaki Takano · Portakal · 2017264 okunma