Annemden tek şey öğrendim ben, o da hayatta kalmak. Bokun içinde boğulurken bile. O bana bunu bileklerini kör jiletlerle keserek öğretti. Hayatta kalamayarak, delirerek ve ardında her türlü kötülüğe maruz kalacağı alnına kazınmış bir kız bırakarak siktirip gittiği anda konuştuğu küfür dilini öğrendim ben ondan. Ben ondan, hayata da insanlara da insanlığa da lanet etmeyi öğrendim.
Susarak kuduruyor. Kamburlaşıyor. Bir şeyi içine atmış, bir şeyi yutmuş, nefesini tutmuş, büyük ama kimselerin taşıyamayacağı kadar büyük bir suskunluğu benim üzerime kusuyor.
Bu boşluk iyi. Bu yokluk muhteşem. Bu hiçlik büyüleyici. Hesap vermek zorunda olmadığım bir hayatın içinde, dünü de yarını da yok sayarak ve sadece şimdiki zamanda yaşayarak var olmanın büyüsünden çıkarsam, yüzleşeceklerime katlanamam.