"Eşimin canı bir şeye sıkıldığında bana hiçbir şey söylemez. Bu can sıkıcı şeyi hemen unutur." Diğer eşle konuştuğumuzda, kızgınlığını belirtmemek için kendisiyle çok çetin mücadelelere giriştiğini belirtiyordu. Kızgınlığını kontrol etmesi gerektiğini düşünmekteydi, çünkü kızgınlığını belirtirse, eşinin çok kırılıp kendisinden soğuyacağından korkuyordu.
İnsanlar bir arada yaşadıkları sürece, ne kadar iyi niyetli ve anlayışlı olurlarsa olsunlar, aralarında sürtüşmelerin, çatışmaların çıkması kaçınılmazdır.
Çatışma çıkmasını önlemeye çalışan bir çift düşünün: Birbirlerine söyleyemedikleri şeyleri içlerinde biriktirince, birbirlerine yabancılaşma ve uzaklaşma önce kendi içlerinde baş gösterir; kendi iç benliklerinin bir parçası olan kızgınlık duygularını bastırarak, bunları yadsıyarak kendilerine yabancılaşmaya başlarlar.
Kendine gittikçe yabancılaşan bir kadın ya da erkek bir süre sonra eşine de yabancılaşır. Bir kimse kişiliğinin önemli yanlarını bakarak onları yok sayarsa kendi gerçekliğini yitirir ve onunla yakın bir ilişki kurma olanağı kalmaz,
İletişim bir dil işlemi değil, bir insan sürecidir. İletişimde ilerleme sağlayabilmek için, insanlar arasındaki ilişkilerde bir gelişim, bir ilerleme gerçekleştirmek gerekir. Kişiler arasındaki ilişkiler bozuk bir temele oturmuşsa, iletişimde kullanılan dil ne kadar kaliteli olursa olsun iletişimde bir ilerleme görülmez.
İnsan yaşamında öyle anlar vardır ki kendisini mutlaka koruması gerektiğinden, savunucu bir iletişim içine girmesi zorunludur. Çünkü karşıda, benliğine saygı göstermeyen, kendisini korumazsa onu ezip geçecek olan kişiler vardır.