Aradan yıllar geçmiş ama ne insanoğlu kendini değiştirmiş ve ülke aydınlığa çıkmış. Yıllar öncesine gidiyorsunuz ama sanki dün yaşamıştınız aynı durumu. Duymuştunuz bir haber sitesinden, bir gönderiden.
Burnunun ucu sızlar okuduklarına duyduklarına gördüklerine. İnsan olmak bunu gerektirir belki. 5 yaşındaki bir çocuğun ölümü için sızlar burnun, boğazın düğümlenir yaşlar süzülür gözlerinden.
Cehalete yenik düşmüş kadınlar, zalimlere sapkınlara gücü yetmemiş çocuklar, ömrünün baharında boynunda ipe giden gençlerimiz için sızlar burnunun ucu.
Yıllar önce başladılar mücadeleye benim bugünkü özgürlüğüm için.
Ben okurken o günlerede yaşadım resmen. Sohbet havasında bir arkadaş dinler gibi. Yalın, samimi akıcı.
Bitmesin istedim ama daha bu kadar kötünün varlığına da tahammül edemedim.
Belki farkındalık yaratmak için bile okunmalı. Gelecek nesilleri biz yetiştireceksek önce değiştirmeye iyileştirmeye çalışmalıyız. Bir kişinin bile hayatına dokunmak bir kişiyi kurtarmakla başlamak görevimiz olsun.
Peri GazozuErcan Kesal · İletişim Yayınevi · 20196bin okunma
Derdini anlatmak için açlıkla terbiye olup ölüme yatmak günleri bitti zannetmiştim. Yanılmışım. Meğer bitmemiş.
Öyle ya, zulüm ve düşmanlık bitmedi ki. Ne çabuk unutmuşum Habil ve Kabil’i. Mermer sunaklar yeni kurbanlarını bekliyor. Haydi, seyre duralım hep birlikte. Ne kadar da küçülmüş meğer. Sığamadık yeryüzü sofrasına. Kibir denizinde boğulmuşuz da haberimiz yok. Değirmenimiz susmuş, unumuz bitmiş. Fırınlarımız da kararmış, kalplerimiz gibi.
Artık burnumuzda sıcak ekmek kokusu yerine kan kokusu var.
İyi o zaman. Ne diyelim? Afiyet olsun...