yalnızca bir kitap olmayan bu kitabı bitirdiğimde kendimi alıntıya boğarken bir inceleme yazmam gerektiğini fark ettim çünkü yalnız bir kitap olmayan bu kitaba karşı susmamam gerektiğini düşündüm
yazarımız özgür balpınarla "göğü yere indirelim" kitabını okuyarak tanışmış neşe içinde okumuştum ve "canım arkadaşım" kitabından da aynı performansı bekleyerek gayet rahat başlamıştım fakat daha ilk bölümlerden vurdu beni. evet neşeli olduğum zamanlar da çok fazlaydı ama büyük bir kesim olarak hazırlıksız yakaladığı için buruk bir neşeyle karşıladım bu kitabı.
gösterilmeyen sevgi ve sevgisizlik ne acı değil mi? peki ya karşılanamayan ihtiyaç ve neşenin bir hayli gözünü kapatması yerini kapatma hırsıyla sevgisizliğe yol alınması? ya birçok hayale sahipken güzel bir yaşamı hak edecek yaşlardayken hiçe sayılıp yalnız bir robot olarak görülmek? hastaneye gidemeyip acılara terk edilmek? peki ya kalbinin acısı, yaraları? kim düzeltecek tüm bunları? ahhh canım öyle acıyor ki...
işte tüm bunlara en yakınından en gerçeğinden şahit oluyoruz ve o satırları okuren tabiri uygunsa içiniz parçalanıyor. kendi yaşamınızı sorgulamadan edemiyorsunuz ve âdeta bakış açınız değişiyor.
dert ettiğim şeyler gerçekten çözümsüz mü? ulaşmak istediğim yol ne kadar imkansız? çevreme (örneğin ağaçlara) yeterince değer veriyor muyum? para sevgisizliğe değer mi? geç kalınmışlıklar telafi edilir mi? bir nesne, canlı yalnız isminden mi ibarettir? içimdeki ağaca yeterince besin veriyor muyum yoksa onu umutsuzlukla çürütüyor muyum?
okurken tıpkı yue'nin yaptığı gibi içimde bir ağaç yetiştirdim ve özenle besledim onu. solmaması için. ismini de "ukiyo" koydum. ukiyo, yaşamın dertlerinden uzaklaşıp anı yaşama anlamına geliyor ve ben tai'nin yue ile buluştuğu zamanlarda onlarla beraber bu hisler içindeydim. bu
Canım ArkadaşımÖzgür Balpınar · Genç Timaş Yayınları · 20192,520 okunma