Geçmişe dönüş kadar, günü yakalamanın ve geleceğe doğru yürümenin de artık imkansız olduğunu bilmek seni yiyip bitiriyordu.
Sayfa 36 - 3. Baskı, 1998·Kitabı okuyor
Yirmi yıl öncesinin sokağında, eski yıkık evin önünde öylece durmuş beklerken, içimdeki dayanılmaz gitme isteğinin, gerçekte bir dönme tutkusu olduğunu anladım. Geriye, yani aşkların ilk gününe, ilk sevişmeye, ilk yürek çırpıntılarına; geriye, yani yaşamın devrimle, eylemle, umutla, inançla eş anlamlı olduğu günlere; henüz çökmemiş, yıkılmamış, kan içinde kalmamış bir dünyaya, benim olan, yabancılaşmamış bir kente geri dönüş özlemi... Her şeyi, kaçışımı bile umutsuz kılan, bu dönüşün imkansızlığıydı. Gitmek istediğim tek yer, kendi geçmişimdi. İçimde, geç kalmış olma duygusu. Bir daha yakalanmaz, ele geçmez, yaşanmaz olanın hüznü, pişmanlığı...
Sayfa 20 - 3. Baskı, 1998·Kitabı okuyor
Reklam
kadın Muhammed'e inanmadığı için oğlu ona saygılı olmak zorunda değildir deniliyor.
Sayfa 53·Kitabı okuyor
Alıntı
Dönüş amaçtı; korkularımızın, yorgunluğumuzun, bezginliğimizin mazereti, yeniden başlama umuduydu. Sürgünün insanı kemiren, içini boşaltan, koflaştıran etkisi; kendini yerleşik hissedememenin, yabancılığın, köksüzlüğün tedirginliği; her şeyine yabancı olduğumuz bu kentlerdeki iğretiliğimiz, güvensizliğimiz, anlamsız bir cisim olma duygumuz, dönüşle birlikte sona erecekti. Kendi topraklarımızda ayaklarımız yere sağlam basacak, yeniden kendimiz olacaktık.
Sayfa 11 - 3. Baskı, 1998·Kitabı okuyor
Eğer Ay, olduğundan daha küçük olsaydı veya Güneş'e ve Jüpiter'e göre daha farklı bir mevkide bulunsaydı, "Dünya'nın sıcaklığına uzun dönemli bir istikrar" sağlayamazdı. Buna göre, eğer Dünya'nın bir uydusu olmasaydı, gezegenimizin iklimi hareketli, sert ve daima değişen bir halde olurdu. Sadece küçük canlılar hayatta kalabilir, bugün bildiğimiz anlamda [birçok canlının muntazam bir ekosistem içerisinde yaşadığı] hayat mümkün olmazdı.
Sayfa 211·Kitabı okudu
Gezegenimizin konumu: Dünya'mızın hayatın devamını sağlayan özelliklerinden biri de Güneş ile arasındaki mesafedir. Dünya, yaşam için en elverişli koşulların sağlanabileceği bir mevkide bulunmaktadır. Bu alan "merkez yıldızdan sağlanan ısının okyanusların hem donmayacağı hem de kaynayacak kadar ısınmayacağı, gezegenlere ait bir yüzey ısısı sağlaması" olarak tanımlanır. Eğer gezegenimiz Güneş'e çok az miktar dahi yakın olsaydı, hayatın devam edemeyeceği kadar çok sıcak olurdu. Eğer çok az miktar dahi uzak olsaydı, bu sefer de hayata imkan tanımayacak kadar soğuk olurdu. Jüpiter'in yerçekimi: Bir gaz devi olan Jüpiter'in Güneş sistemimizde bulunmamasının çok hayatı sonuç-ları olurdu. Jeolojik Bilimler Profesörü Peter Ward'ın görüşüne göre, "Jüpiter olmasaydı, Dünya'da, büyük ihtimalle, hayvan hayatından söz edemezdik. "258 Jüpiter, kozmik bir kalkan görevini üstleniyor; kuyruklu yıldızların ve diğer gök cisimlerinin gezegenimize çarpmasına mani oluyor, çünkü Jüpiter'in yerçekimi kuvveti, gök cisimlerini deyimi yerindeyse, 'emiyor'. Eğer bu dost canlısı gaz devi olmasaydı, ileri/gelişmiş yaşamın gelişimi mümkün olmayabilirdi. Jüpiter'in etkisini inceleyen NASA Sagan Akademi Üyesi Rebecca Martin, konu hakkında şunları ifade ediyor: "Çalışmamız gösteriyor ki şimdiye kadar gözlemlemiş olduğumuz gezegensel sistemlerin en küçük parçası dahi, doğru bir mevkide bulunan dev gezegenler sayesinde uygun bir büyüklükte bir asteroid kuşağı oluşturarak yakınlarından bulunan, içerisinde kara parçası bulunduran gezegenlere hayat barındırma imkanı sağlıyor... Çalışmamız, Güneş sistemimizin belki de [rastlantı yerine özel tasarlanmış bir sistem olduğuna işaret ediyor.
Sayfa 208·Kitabı okudu
Reklam