''Eğer birlikte bekleseydik her şey değişirdi:' - "Eğer bekleyiş bizim ortaklığımız olsaydı? Ona ortak bir şekilde ait olsaydık. Fakat beklediğimiz de birlikte olmak değil mi?" - "Evet, birlikte:' - "Fakat bekleyişte:' - "Birlikte, bekleyerek ve beklemeksizin''
''* "Henüz beklerneye başlamadık değil mi?" - "Ne demek istiyorsunuz?" - "Eğer başlamasını sağlayabilirsek, beklemekten de kurtulabiliriz:' - "Fakat kurtulmayı bu kadar istiyor muyuz?" - "Evet, istiyoruz, hatta sadece bunu istiyoruz.''
''* "Burada yalnız değiliz'' - "Hayır, tam anlamıyla yalnız değiliz. Peki, kabul edecek miydik yalnız olmayı?" - "Yalnızız, fakat herkes kendi hesabına değil, birlikte olmak için yalnız ız'' - "Birlikte miyiz? Tam olarak değil, öyle değil mi? Sadece, eğer ayrı olabilseydik.''
''* Şehrin baskısı: her yönden. Evler, içlerinde yaşamak için değil de sokaklar olsun diye, sokaklar da şehrin hiç bitmeyen hareketliliği olsun diye var.''