'' Bu unutuş kadının ona söylemek isteyebileceklerinin parçasıydı. Başlangıçta, gençliğine has kuvveti ve parıldayan inancıyla o sıra kadının bildiği şeye son derece yakın, hatta belki de hatıranın kendisinden bile yakınmış gibi görünen bu unutuştan memnundui ve bu unutuşla unutuşu zapt etmeye çalışmıştı. Fakat unutuş ... onun da unutuşa düşmesi gerekecekti.''
''*Beklemek, bekleyişi, en için ve en dışın kesiştiği dairelerde kendi üstüne dolanmış, sıkışmış, yansız bir edim haline getiren şeye dikkat kesilmek, bekleyiş halindeki ve ta beklenmedik olana kadar geri döndürülebilecek olan dağınık bir dikkat. Bekleyiş, herhangi bir şey beklemeyi reddeden bekleyiş, adımların kıvrımlarını açarak gözler önüne serdiği sakin uzam.''
''Beklenenin, uzun zamandır sadece beldeyişi sürdürmeye hizmet ettiği, bekleyişin bu uç noktasında, belki son, belki de sonsuz anında: insan hala aramızdadır. ''
'' Vazgeçiyordu fakat, doğrusu, bunu ne ona ne de sırrına doğrudan hitap eden içten sözlerle yapıyordu. Kendisine
daha tanıdık gelen, bildiği ve onu sanki neşeli bir özgürlük içinde yaşatmış olan başka bir şeyi hedeflemişti. ''