"otantik" kültürlerden bahsediyoruz, ama eğer "otantik" derken bağımsız olarak gelişmiş ve dış etkilere maruz kalmadan yerel âdetlerden ibaret bir şeyden bahsediyorsak, Dünya'da bu anlamda otantik bir kültür kalmamıştır. Son yüzyıllarda neredeyse tüm kültürler, küresel bir taşkın sonucunda tanınamayacak ölçüde değişmiştir.
Bu küreselleşmenin sonuçlarına verilebilecek en ilginç örneklerden biri "etnik" mutfaklardır. Bir İtalyan lokantasında domates soslu spagetti, Polonya ve İrlanda lokantalarında bolca patates, Arjantin lokantasında onlarca farklı biftek çeşidi, Hint lokantasında hemen her şeye serpilmiş acı biberleri, İsviçre kafelerinde de çırpılmış kremalı koyu ve sıcak çikolata bulmayı bekleriz. Oysa bu yiyeceklerin hiçbiri bu ülkelerin yerel ürünü değildir. Domates, acı biber ve kakao Meksika kökenlidir ve Asya'yla Avrupa'ya ancak İspanyollar Meksika'yı fethettikten sonra ulaşmıştır. Jül Sezar ve Dante Aleghieri yaşamları boyunca hiç domatesli spagettiyi çatallarına dolayamadılar (o dönemlerde çatal bile icat edilmemişti), William Tell hiç çikolata yiyemedi ve Buddha hiç yemeğine acı biber koyamadı. Patatesler Polonya ve İrlanda'ya ulaşalı henüz dört yüz yıl bile olmadı. Arjantin'de 1492'de yiyebileceğiniz tek biftek lama bifteğiydi.
Kadınlar genelde erkeklerden daha iyi yönlendirici oldukları gibi, sakinleştirme becerisi yüksek kişiler olarak gösterilirler, ayrıca empatileri de daha yüksektir. Eğer bu kalıplaşmış ifadelerin herhangi bir doğruluk payı varsa, kadınlar mükemmel politikacılar olabilir, savaş meydanındaki kirli işleri de testosteron yüklü düz zekalı maçolara bırakabilirler. Popüler mitler bir yana, dünya tarihinde çok nadiren gerçekleşen bu durumun neden böyle olduğu da çok açık değildir.
Bir yerlerde yeni ve güzel bir şeyler vardı ama sanki ben bezginlikle her şeyin dışında duruyordum.
#Annekafamdabitvar
#Tarikakan
#özlemlerle
#saygıyla
Ö:Y 16/09/2016