Ne garip şu insan belleği. Masada başka kimler vardı anımsamıyorum da, senin tam arkanda, ayışığında parlayan bir sarı gül goncasını ve Feliks Kedi'nin birden masanın ortasına atlayışını anımsıyorum.
Böyle beklemekten, postacıyı beklemenin en gerçek yaşam biçimine dönüşmüş olmasından utandığım için, o sokağın köşesinde göründüğünde, nasılsa kapıdaymışım gibi yaparak... Kimi zaman çöp torbasını atmaya çıkmış olurum, kimi zaman kapının yanındaki çiçekleri sulamaya