O, geçmişte kalmış yumuşacık bir hüzün, havayı ağırlaştıran yıpranmış bir nakarat, masanın kenarına ilişmiş, tahta iskemlenin arkalığına asılmış eski bir çanta, damlarla valelerin uluorta, çılgın sevişmesinin tanığı bir yabancı...
Kedi eve geleceği gün hepimiz tedirgindik. Hayvana alışamamaktan korktuğumuz için değil, alışmaktan korktuğumuz için. Bir kedinin, birden, yerleşikliğin simgesi oluvermesinden korktuğu-muz için.