Esra

Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
ince narin kanatlı uçurtmadır kalbin duru yağmurlarda yıkanmış şair nefesi kokan bir şebnemsin ki, şems’le buluşur güneşin bahçesinde yaprağına düşersin saklı kalan acıların mevlana’dır gözbebeklerinde ay döner gün boyu dalgın ateş olur hüznün şahdamarında pembe kuşkular gördüm avuçlarında akan saçlarını ören mahcup cihangir pembe mızrak taşır bakışlarında bilmezsin ki, seher vakti kubbe-i hadra’dan bir bumerang gibi yükselen çığlıkların parçalanır, hatıralarda sessiz bekler doğuşunu karanlıkların tebessümün ne kadar mumdanmış öyle yıldızlar çiçek kokluyor natürmort çizgilerinde yüzünün bir ter damlasında pırlantalar akkor bir göz oluyor ardın sıra şehzade yalnızlığı içindesin, elçiler hünkâr kırmızısı yanılgılarla gelmiş sürgün bir ah ve çile pembedir hangi rüzgâr dokunuyorsa tenin nasıl şuh bir ayin ki gamzelerinde renkler duru bir süreyyadır tenhada gölgen bile nurullah genç
Şiir
Ey arzulu zihin, hep bilgiye aç olan, amacı ne bunca düşüncenin? Bir saat dağıtır olanca zorlukla biriktirileni. Ruhumuzu ezip dolduran her şey, önce, şimdi, dün, yarın, sabah ve akşam, hepsi bir anda geçip gidecek gölge gibi; "-miş'in, "-cek"in ve "-di"nin değil, yalnizca "-dir"in yeri olacak, şimdide, "şimdi" ve "bugün" ve yalnızca ebediliğin, tek ve bütün. Bir kez düzleşince önce ve sonra, görüşümüze engel tepeler gibi, hiçbir şey olmayacak umudunuzun ve anılarınızın dayandığı: Onların değişkenliği yoldan çıkarır insanı, öyle ki yaşam bir oyun gibi görünür, şöyle düşünür kişi: "Ne olacağım ben? Neydim?"
-Ölümün Utkusu 1-·Kitabı okudu