Düşünce -gerçi o kadar azametli bir ismi hak etmi yordu- oltasını akıntıya daldırmıştı. Yansımalarla yosunların arasında dakikalarca bir oraya bir buraya salınarak suyun onu kaldırıp batırmasına izin verdi, ta ki - o hafif çekişi bilirsiniz - oltanın ucunda birden bir fikir peyda olur: Sonra da onu çekip çıkarır ve düzgünce yatırırsınız hani? Fakat maalesef bu düşüncem otların üstünde nasıl da küçük, nasıl da önemsiz görünüyordu; iyi balıkçıların semirsin ve günün birinde pişirilip yenmeye değer olsun diye suya geri bıraktığı türden bir balıktı.
Okuma delisi birçok şeyleri anladığını vehmeder. Başkalarının sözleriyle yetinmek, her konuda başkasının anlayışına, başkasının fikirlerine başvurmak, alışkanlıkların en kötüsü.