Toplumda alışılmışın dışına çıkmak yalnızca bir başkaldırı
değildir. Aynı zamanda yalnızlıktır. Çünkü alışılmış, konforludur.
Doğru bile olsa yeni olan, korkutucudur. Bir kadın kahveye girince,
o kahve dağılmaz. Ama erkeklerin içi dağılır.
Çünkü bir kadının oraya girmesi, onların yıllardır kutsadığı alana “insan” girmiş demektir. İnsan.
Kadın değil.
Erkek değil.
İnsan
Çehov’un
“Üç Kız Kardeş”i, erkeklerin hatalarıyla harcanmış bir ömrün hikâyesidir. Kız kardeşler yalnızca umut ederler, hiçbir şey yapamazlar.
Çünkü toplum onlara yalnızca “dayanma hakkı” vermiştir, değiştirme hakkı değil.