Adsız Nehir Bir nehir geçiyor içimizden,
Şiir
ᴛᴜ̈ʀᴋʟᴇʀᴅᴇ 5 ᴇʟᴇᴍᴇɴᴛ: ꜱᴇᴍʙᴏʟʟᴇʀ, ʀɪ̇ᴛᴜ̈ᴇʟʟᴇʀ ᴠᴇ ᴋᴏᴢᴍɪ̇ᴋ ᴅᴜ̈ᴢᴇɴ...
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 13:39
Türk mitolojisini sadece destanlardan ibaret sanıyorsanız, bu kitap bakış açınızı tamamen değiştiriyor. “Türklerde 5 Element”, doğayı yalnızca fiziksel bir gerçeklik olarak değil; hafızası, ruhu ve sembol dili olan canlı bir sistem gibi ele alıyor. Ateşin arınmayı, suyun hafızayı, ağacın yaşam döngüsünü, toprağın dönüşümü ve metalin gücü temsil ettiği bir evren düşünün… Nuray Bilgili, eski Türk kozmolojisini; şaman ritüellerinden Ergenekon anlatılarına, hayat ağacından yer-su kültüne kadar pek çok unsurla birlikte yorumluyor. Kitap boyunca en çok hoşuma giden şey, elementlerin yalnızca “doğa unsuru” olarak anlatılmaması oldu. Her biri; insan karakteriyle, yaşamla, ölümle ve evren düzeniyle ilişkilendiriliyor. Özellikle ateş ve ağaç bölümlerindeki sembolik anlatımlar oldukça etkileyiciydi. Anlatımı oldukça akıcı ve merak uyandırıcı. Sayfalar ilerledikçe Türk kültüründeki pek çok sembolün aslında ne kadar derin anlamlar taşıdığını fark ediyorsunuz. Özellikle mitoloji, kozmoloji ve kadim inanışlara ilgi duyanların keyifle okuyabileceği bir eser. Görsellerle de anlatımı desteklenen bu kitabı kapattığımda zihnimde yankılanan şey şuydu: Türk düşüncesinde insan, doğadan ayrı değil; onun devamı... Mitoloji, semboller, eski inanç sistemleri ve Türk kozmolojisine ilgi duyuyorsanız kütüphanenizde kesinlikle ayrı bir yere sahip olabilir.
Türklerde 5 Element
Türklerde 5 Element
Nuray Bilgili
Nuray Bilgili
1000Kitap
Türklerde 5 ElementNuray Bilgili · Kripto Basım Yayın · 201943 okunma
8/10
·112 syf.·
2026 77. kitabı
Bir Berberî halk masalından beslenen, pek sevdiğim A Vava Inouva şarkısını bu sıralar durmadan dinleyip ardından Mathieu Belezi’nin Toprağa ve Güneşe Saldırmak romanıyla karşılaşmam tesadüf olamaz
Toprağa ve Güneşe SaldırmakMathieu Belezi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026114 okunma
Hepsi, bu güneşin altında bir anlığına parlamış, dünyaya hükmettiklerini sanmış, sonra hepsi aynı güneşin altında birer gölgeye dönüşüp yitip gitmişti. Ne altın taçlar erimişti bu ışığın altında ne âsâlar çürüyüp şu çakıl taşlarına karışmıştı. Tarih, bu zirvede defalarca sıfırlanmış, her seferinde "ben sonsuzum" diyen bir hükümdarı, sessizce toprağın altına gömmüştü.
Sayfa 246 - KDY (Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık), 1. Baskı, Mart 2026·Kitabı okudu
“Matbaanın mimariyi öldüreceğini ifade ediyordu. Gerçekten de insanlığın varoluşundan XV. yüzyıla dahil olmak üzere geçen süreç içinde mimari insanlığın büyük kitabı, insanın güç ve zekâ anlamında gelişim evrelerinin temel ifadesiydi. İlk kavimlerin hafızası aşırı yüklendiğinde, insan türünün anılarının bavulu ağırlaşıp karmaşıklaştığında, çıplak ve uçup giden söz yolunu kaybettiğinde, tüm bunlar daha kalıcı ve daha doğal olarak görülecek bir şekilde toprağın üzerine kaydedildi. Her gelenek bir binayla tarihe geçirildi.”
Sayfa 187·Kitabı okudu
1000Kitap