Yaptığım bütün işlere, çektiğim bütün emeklere bakınca, gördüm ki hepsi boş ve rüzgarı kovalamaya kalkışmakmış. Güneşin altında hiçbir kazanç yokmuş." "Herkesin başına aynı şey geliyor. Doğrunun, iyinin, kötünün, temizin, kirlinin, kurban sunanla sunmayanın başına gelen şey aynı.
İyi insana ne oluyorsa, günahlıya da oluyor;
Ant içene ne oluyorsa, ant içmekten korkana da aynısı oluyor.
Güneşin altında yapılan işlerin tümünün kötü yanı şu ki, herkesin başına aynı şey geliyor. Üstelik insanların içieri kötülük doludur; yaşadıkları sürece içlerinde delilik vardır. Ardından ölüp gidiyorlar. Yaşayanlar arasındaki herkes için umut vardır. Evet, sağ köpek ölü aslandan iyidir!
Çünkü yaşayanlar öleceğini biliyor,
Ama ölüler hiçbir şey bilmiyor.
Onlar için artık ödül yoktur,
Anıları bile unutulmuştur.
Sevgileri, nefretleri,
Kıskançlıkları çoktan bitmiştir.
Güneşin altında yapılanlardan
Bir daha payları olmayacaktır."
Bocalamama yol açan belki de yalın, basit düşünüş biçimiydi. Bir sorunu daima gereksiz ayrıntılardan arındırarak meselenin özüne öyle doğrudan ve bir kesinlik havasıyla giriyordu ki kendimi ayağım yere basmaksızın derin sularda debelenir halde buluyor gibiydim.
Sakin biçimde, zalim kurşuni gözlerin içine baktım. İnsan ruhunun tüm ışığını ve sıcaklığını soğurmuş birer granitten farksızdılar. İnsan bazı kişilerin gözlerinde bir ruh kıpırtısı görebilir, ama onunkiler kasvetli ve soğuk, denizin kendisi gibi kurşuniydiler.