Aşırılık, oyun denen şeyin özüne aykırıdır. Başlangıçta olduğu gibi bugün de tiyatronun amacı, bir anlamda doğaya ayna tutmaktır; erdeme kendi yüzünü, kusura, camdaki hayalini ve tümüyle çağın toplumuna kendi biçim ve kalıbını göstermektir. Eğer bunu abartır ya da beceremezseniz cahilleri güldürebilirsiniz ama, bu işten anlayanların canını sıkarsınız, ki bunlardan bir tanesinin düşüncesi, tiyatro dolusu öteki seyircinin görüşünden önemlidir.
Eğer bir gün evlenirsen şu beddua benden sana çeyiz olsun: Buz kadar el değmemiş, kar gibi temiz olsan da, iftiranın elinden kaçamayacaksın. Manastıra at kendini. Haydi elveda. İlle de evleneceksen, bir budalayla evlen.
Orta dürüstlükte biriyim ben, ama öyle şeylerle suçlayabilirim ki kendimi, anam beni doğurmamış olsaydı daha iyi olurdu diyorum. Mağrurum, kinciyim, ihtiraslıyım, ve daha öyle suçlar var ki içimde, ne düşünce yeter onları anlatmaya, ne hayal onlara biçim vermeye, ne de zaman onları işlemeye. Benim gibilerin yerle gök arasında sürünüp durmalarının ne anla mı var? Sıradan sefilleriz hepimiz. Hiçbirimize inanma.