b.

sihirli sözler, zehirli çiçekler
“I slept and dreamt that life was joy. I awoke and saw that life was service. I acted and behold, service was joy.” -Rabindranath Tagore
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dünyanın en büyük salgın hastalığı, 1340'lı yılların ortalarında As­ya' da ortaya çıkıp ticaret gemilerindeki sıçanların üstünde yaşayan pirelerle Avrupa'ya yayılarak 1350'lerin ortalarına kadar etkisini sürdüren veba salgınıydı. En çok ölüme 1347-1351 yılları arasında neden olan salgın, o zaman adı Konstantinopolis olan İstanbul ile İtalya üzerinden Avrupa'ya girdi, bu kıtadaki kalabalık ve sağlık kurallarına pek dikkat edilmeyen şehirlerde kendine çok uygun bir ortam bularak hızla yayıldı. Kıtanın tamamı salgından etkilendi. Özellikle şehir ve kasabalarda yaşayan insanlar salgından kaçmak için köylere ve hastalığın bulaşmadığı yerlere akın ederek salgını oralara da taşıdılar. Hastalık, belirti gösterdiği andan itibaren iki saatle iki gün arasında insanı öldürüyordu. Ölenlerin vücudunun çeşitli yerlerinde kara lekeler görüldüğü için bu hastalığa "Kara Veba" veya "Kara Ölüm" de denmiştir. Salgında ölen insan sayısı konusunda kesin bir rakam olmasa da 25 milyondan 200 milyona kadar değişen tahminler yapılmaktadır. Avrupa nüfusunun yarıya yakın öldüğü ve bu nüfusun tekrar eski düzeyine gelmesinin iki asır aldığı bilindiğinde ne kadar büyük bir salgın olduğu anlaşılır.
Sayfa 63 - İş Bankası Yayınları, Çevirmen Notları
Kutsal Kitap'a (1 Samuel 17) göre Filistinlilerin yiğit savaşçısı Gol­yat adlı dev gibi bir adam, Filistin ordusuyla İsrail ordusu karşı kar­şıya geldiğinde, "Boş yere savaşmayalım. Benim karşıma bir savaşçı çıkarın, kim kazanırsa onun ordusu kazanmış sayılsın," önerisinde bulunur. İsraillilerden kimse çıkmaz, ta ki asker ağabeylerine ye­mek getiren çoban Davut durumu öğrenene kadar. Davut elinde sapanıyla kılıcını ve zırhını kuşanmış Golyat'ın karşısına çıkar. Sa­panıyla attığı taş Golyat'ın alnına gelir ve onu öldürür.
Sayfa 63 - İş Bankası Yayınları, Çevirmenden Notlar
Zaten her şey geçip gider. Ge­riye sadece kozmik güç ve madde kalır, onlar da ebediyen devam edecek, sonu gelmez bir akış içinde birbiriyle itişip çekişecek o ölümsüz tipleri ortaya çıkarır: rahibi, askeri ve kralı. Çağların bilgeliği, şu bebelerin ağzında nasıl da dile geliyor... Kimisi savaşacak, kimisi yönetecek, kimisi dua edecek; uygar devletin hayranlık veren, eşi benzeri görülme­miş harikalarının, sonu gelmemecesine, tekrar tekrar kanlı iskeletleri üzerinde yükseldiği tüm diğer insanlarsa büyük ıstıraplar içinde sürekli çalışacak. Mağaradaki kitapları yok etsem de aynı şey; kitaplar olsun veya olmasın, içlerindeki eski gerçekler tekrar keşfedilecek, eski yalanlar tekrar dev­reye girecek, orada yazılan yaşantılar tekrar yaşanıp sonraki kuşaklara aktarılacak.
Sayfa 60
Sevgili torunlarım, bir de sizi büyücü-doktorlar konusun­da uyarayım. Bir zamanların o asil mesleğinin komik taklit­leri olarak kendilerine doktor derler ama aslında büyücüden başka bir şey değillerdir; şeytanın adamlarıdır, karanlığa ve batıl inançlara neden olurlar. Hilecidir onlar, yalancıdır. Ama biz de o kadar düşmüşüz, o kadar aşağı düzeylere inmişiz ki onların yalanlarına inanırız. Bizim sayımız arttıkça onların da sayısı artacak, günün birinde bizi yönetmeye kalkacak­lar.
Sayfa 57