b.

sihirli sözler, zehirli çiçekler
20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay’ın yüzeyine in­diler. Apollo 11 astronotları bu seyahatten önceki aylarda ABD’nin batı­sında Ay’a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kı­zılderili topluluğuna ev sahipliği yapıyordu; bir yerliyle astronotlar ara­sında geçen bir diyaloğa dair şöyle bir hikaye vardır: Bir gün eğitim esnasında astronotlar yaşlı bir Kızılderiliyle karşılaşır. Adam orada ne yaptıklarını sorar. Astronotlar kısa süre içinde Ay’a yapıiacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söylerler. Yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır, sonra astronotlardan kendisine bir iyi­lik yapmalarını ister. Astronotlar “Ne istiyorsunuz?” diye sorar. Yaşlı adam, “Kabilemdeki insanlar Ay’da kutsal ruhların yaşadığına inanır. Onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim.” Astronotlar “Mesaj nedir?” diye sorar. Adam kendi dilinde bir şeyler mırıldanır, sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler. Astronotlar “Bu ne demek?” diye sorar. “Bunu size söyleyemem. Sadece bizim kabilemizle Ay ruhlarının bi­lebileceği bir sır,” der. Üsse geri döndüklerinde astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulurlar ve ondan mesajı tercüme etmelerini isterler. Ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalarla gülmeye başlar. Nihayet sakinleşince, astronotların o kadar dikkatle ezberlediği söz­lerin, “Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler,” olduğunu söyler.
Sayfa 283
Reklam
Avrupa’nın Asya’ya göre belirgin bir teknolojik, siyasi, askeri veya ekonomik avantajları yoktu ama kıta kendine özgü bir potansiyel biriktirdi ve bu potansiyel 1850’lerden sonra, bir anda çok belirgin hâle geldi. 1750’de Avrupa, Çin ve Müslüman dünyası arasındaki görünür­deki eşitlik sadece bir seraptı. İkisi de çok uzun kuleler inşa eden iki in­şaat ustası hayal edin. Ustalardan biri ahşap ve çamurdan tuğlalar kulla­nırken diğeri çelik ve beton kullanıyor. İlk başta iki yöntem arasında çok fark yokmuş gibi görünür çünkü iki kule de birbirine yakın hızda yükse­lir ve yükseklikleri de benzerdir. Ancak kritik eşik geçildiğinde, ahşap ve çamurdan yapılan kule ağırlığı taşıyamayarak çöker, çelik ve beton­dan yapılan kuleyse kat kat büyüyerek gözün göremeyeceği yüksekliğe ulaşır.
Sayfa 281
Belirli problemler bir bölgeyi etkisi altına aldığında dünya çapında kurtarma çabalan genellikle en kötü durumu engellemek konu­sunda başarılı olmaktadır.
Sayfa 265
Tarih boyunca toplumlar iki tür yoksullukla baş ettiler: bazı insanların diğerlerinin sahip olduğu fırsat­lardan yararlanmasını engelleyen toplumsal yoksulluk ve gıda, barınma kıtlığı sebebiyle bizzat hayatlarını riske atan biyolojik yoksulluk.
Sayfa 264
Modem kültür, hâlâ bilinmeyen pek çok şey olduğunu itiraf edip ce­haleti kabul ederek, bilimsel keşiflerin bize yeni imkanlar sunabilece­ğiyle paralel olarak geliştiğinde, insanlar gerçek bir ilerlemenin müm­kün olabileceği konusunda düşünmeye başladılar. Bilim çözülemez ka­bul edilen sorunları birbiri ardına çözmeye başlayınca, pek çok kişin insanlığın yeni bilgiler arayarak ve bunları uygulayarak her sorunu çöze­bileceğini düşünmeye başladı. Fakirlik, hastalık, savaşlar, kıtlık, yaşlılık ve ölüm insanlığın kaderi değildi, sadece cehaletimizin ürünleriydi. Yıldırım buna iyi bir örnektir. Pek çok kültür yıldırımın kızgın bir tanrının çekici olduğunu ve günahkarları cezalandırmak için kullanıldı­ğına inanır. 18. yüzyılın ortalarında, bilim tarihindeki en büyük kutla­maya sahne olmuş deneylerden birinde, Benjamin Franklin şimşekli bir fırtına sırasında uçurtma uçurarak şimşeğin sadece bir elektrik akımı ol­duğu hipotezini test etti. Franklin’in ampirik gözlemleri elektrik enerji­siyle ilgili bilgisiyle birleşince, paratoneri icat etmiş ve tanrıların silahını ellerinden almıştı.
Sayfa 264
Reklam