Esmanur Üstüner

Esmanur Üstüner

, bir kitap okudu
Puan vermedi·174 syf.·
6 günde okudu
·
2023 7. kitabı
Cengiz Aytmatov
8.2/10 · 87,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İletişim esnasında yanlış anlamaya neden olabilecek sözcük, mimik ve beden dilinden uzak durulması gerekliliği Peygamberin halifelerinden Hz. Ömer'in "Kim kendini töhmet altında kalacak bir konuma sokarsa, kendisine suizanda bulunanları kınamaya hakkı yoktur." cümlesinden anlaşılabilmektedir.
Allah ve Hz. Peygamber arasındaki iletişimin temelinde "anlaşılma, anlatma ve açık bir biçimde diğer insanlara aktarma" motivasyonlarının olduğu görülmektedir. Bu ilişkide Kur'an'ın, iletişimin bütün taraflarının ve unsurlarının önemini vurguladığı çıkarımını yapmak yanlış olmayacaktır. "Biz onu anlayasınız diye, Arapça bir Kur'an olarak indirdik."⁷ ayetiyle de "anlaşılır bir biçimde" olduğunu ifade ederek iletişim sürecinde konuları muhatap (lar)ın tatmin olacağı biçimde detaylandırmanın ve kullanılan ifadelerin açık olması gerektiğini vurgular. Bu nedenle, Kur'an bağlamında, kurulacak cümlenin ve yararlanılacak iletişim stratejisinin çok yönlü ve evrensel olması gerekliliği ortaya çıkar. Hz. Muhammed (s.a.s.) "Biz peygamberler topluluğu, daima insanların seviyelerine inmek ve onların anlayabilecekleri şekilde konuşmakla emrolunduk." diyerek yine muhatabı dikkate almanın öneminden bahseder.⁹Bu çerçevede özellikle siyasal ve toplumsal iletişimde ya da evrensel hususların öne çıkarıldığı konuşmalarda herkesin anlayabileceği bir tarzda, duyguyu anlatabilen bir üslupla iletişimin desteklenmesi gerekmektedir ki Kur'an'ın bütün insanlığı muhatap kabul etmesi bu nedenledir. ⁷ Nahl 16/89 ⁹Zebidî, İthaf'u Sade, 2/65
Şıralcınlar göğü örtmezler, onların arasında insan huzura kavuşur, çam kokuları içini ısıtır. Onlar böyle bitkilerdir işte...
Oysa kır sarmaşıkları, zararlı olsalar da, çok akıllı, çok neşeliydiler. Sabah güneşini en iyi karşılayan onlardı. Öteki bitkiler ne sabahı bilirlerdi ne akşamı. Hepsi birdi onlar için. Ama sarmaşıklar, güneşin sıcak ışınları yüzlerine vurur vurmaz gözlerini açarlardı. Önce bir gözlerini, sonra ötekini, derken bütün çiçeklerini açar, gülümserlerdi.