İnsan yanında mutlu olduğu, huzurlu olduğu, iyi geçindiği insa-
nı dost olarak seçmiyor mu?
Bencilce bir davranış değil midir bu yapılan?
İnsanın kendi çıkarları, mutluluğu için insan ayırması, kusursuz
dostu araması insanı hedefine ulaştırır mı? Nedir bu hedef? Kendi
gönlünü tatmin etmek midir gerçek dostluk? Yoksa gönüllere girip,
gönül kazanıp, arkada hoş bir seda bırakmak mıdır?
Ama koyunlar çok önemli başka bir şey öğretmişlerdi: Yeryüzünde herkesin anladığı bir dil vardır ve kendisi, dükkanı geliştirirken bu dilden yararlanmıştır. Bu coşkunun dilidir, arzu edilen ya da inanılan bir şeyi gerçekleştirmek için sevgi ve tutkuyla yapılan girişimlerin dilidir. Tanca artık onun için yabancı bir kent değildi. Burayı fethettiği gibi bütün dünyayı fethedebileceğini hissetti.
Sorun şu ki, her gün yeni bir yere gittiklerinin farkına varmıyorlar. Otlakların değiştiğini, mevsimlerin birbirine benzemediğini anlamıyorlar. Çünkü yiyecek ve sudan başka bir kaygıları yok.