Geriye, sadece benim İtfaiye Şefi'm Beatty'nin 1953'te kitabımın yarısına doğru yaptığı kehanetten bahsetmek kalıyor. Kitapların kibrit veya ateş olmadan da yakılabilmesiyle ilgiliydi. Çünkü eğer dünya kitap okumayanlarla, öğrenmeyenlerle, bilgisizlerle dolmaya başlsarsa, kitapları yakmak zorunda kalmazsınız değil mi ?
İşte bu yüzden memurlar değil ama kurumların kendisi, somut durumlara hâla uygun olmadıkları için yapısal olarak kıt akıllıdır. Öte yandan bürokrasi de bu fenomeni daha beter hale getirir. Devlet çalışanlarına hep en verimsiz görevler yükleyerek ve onların işlerini daha özenle yapmalarının koşullarını baltalayarak, çalışmalarının karşılığını almalarına engel olarak, onlara kendilerini yıpratan bir yaşam biçimi dayatarak zaten temeli hatalı olan işleyişine bir kat daha savsaklama ekler.
Aptallığın yelpazesi o kadar geniş ki bütün aptalları aynı anda incelemek mümkün görünmüyor. Kendi bildiklerinin doğruluğundan emin olarak kuşku duymayı toptan reddeden aptallar var; bazıları da her şeyi reddedip hakikate bile kuşkuyla yaklaşıyor; bir de bu iki grubu da iplemeyen, hatta önlenebilecek felaketler de dahil hiçbir şeyi iplemeyenler var. Bütün bu aptallar hakkında aynı anda konuşmak mümkün mü ?
Sanat önemlidir, çünkü ruhun mevsimlerini ya da ruhun yolculuğundaki özel veya trajik bir olayı anımsatır. Sanat, sadece kendimiz için değildir, sadece kendi kavrayışımızın bir göstergesi değildir. Peşimizden gelenler için bir haritadır da.