“Ben buralı değilim.
Hatta senin kocan bile değilim.
Uzak bir galaksiden, başka bir güneş sistemindeki başka bir gezegenden geldim.” Diyecekken vaz geçen Profesör Andrew Martin…
Dünyaya insan formunda bir uzaylı geliyor ve her şeye yabancı bir şekilde farklı bir bakış açısıyla insanları ve olayları keşfediyor.
Çok akıcı muazzam bir kitaptı.
Sonunda kendi güçlerinden vaz geçerek eksileriyle insan olmayı tercih ediyor. Ve bunun için savaşıyor.
Ah bir de kitabın içinde Bir insana tavsiyeler diye bir bölüm var tam 97 madde!
Her bir madde çok dikkat çekici. Fakat özellikle alıntılandıklarımı paylaşmak istiyorum;
- Mutluluk senin dışında bir yerde değil. Mutluluk senin içinde.
- Önemli olan ne kadar uzun yaşadığın değil. Ne kadar derin yaşadığın.
- Savaş yanlış sorunun cevabıdır.
- Kimse seni anlamayacak. En nihayetinde önemli de değil bu. Önemli olan senin kendini anlaman.
- Hayatın anlamını arayarak mutlu olamazsın. Anlam önem sırasında üçüncüdür yalnızca. Sevmekten ve var olmaktan sonra gelir.
İçinde yaşadığımız ambiyans bizi büyülüyor ve görmek istediklerimizi göremiyoruz. Doğanın bize fısıldadığı o mucizeleri duyamıyoruz. Akıp gidiyoruz kendi zaman boşluğumuzda. İnsan olmanın sadece rekabetten var olduğuna inandırıldık gibi. Ama insan olmak duygu demek. Sevmek demek. Sevmeden var olamayız. Sevgi olmadan bir dünya inşa edemeyiz. Bunu bize hatırlattığı için ve her kitabında okura teşekkür ettiği için bende yazara teşekkür ediyorum.
Okumak isteyen herkese kitabı tavsiye ediyorum.
İyi okumalar.