Sevgili Martha…
Bizi kendi hayatının içine alıp götürdüğün yetmezmiş gibi bir de senin beyninin içinde ki ses olabilmemizi başardın.
Seninle beraber büyüdük. Evlendik. Senin çıkmazlarında bizde kaybolduk. Ve seninle beraber bizde bir umut ışığı aradık.
Bazen bu kadının derdi ne? Diye geçirdim içimden.
Kişisel hayatımda ne kadar olumsuz olaylar yaşamış olsam da günün sonunda kendime bir umut ışığı bulabilmem çok kolay olur. Senin için bu neden zor? Diye düşünürken aslında bunun bir seçim veya tercih değil bir hastalıktan ötürü olduğunu okuyunca taşlar yerine oturdu.
Zaman zaman bu kadının bir amacı yok bebeği olsa ne kadar mutlu olurdu aslında neden istemiyor keşke cesaret edebilse diye derken buldum kendimi…
Halbuki her kadın gibi sende bunu çok istemişsin...
sana bu konuda cesaret vermediği için de Patricki hiç affedemeyeceksin biliyorum.
Herkes olduğu rolünde iyi olmaya çalışıyor ben bu konuda Patricke de hiç kızamıyorum.
Nihayetinde babanın kütüphanesinde tozlu kitapları avuçlarının içinde olduğunu okuduğum an dedim ki “işte bu!”
Kitaplar sana iyi gelecek.
Kitaplar herkese iyi gelir.
Kitaplar olmasa hayat bu kadar da çekilecek bir yer olmazdı kanımca..
Keder ve Mutluluk kitabına 10/10 vererek mükemmel bir kitap demem yalan olur.
Naçizane fikrim abartılmış bir kitap olmasına rağmen 8/10 hak ediyor.
Ağlayan arkadaşları selamlıyorum benim kalbim neden bu kadar katılaşmış onu çözmeye gidiyorum.