İşte böyle yaparız. Önce bir ayağımızı, sonra diğerini öne atarız. Bir kez daha gözlerimizi kaldırır dünyadaki karmaşıklığa, neşeye bakarız. Düşün. Yap. Hisset. Kendi yaşadıklarımızı, dünyayı besleyen ya da kurak bırakan iyilik ve kötülük dalgalarına bırakırız. Gölgeyle kaplı haçlarımızı umutla bir sonraki gece için yanımızda sürükleriz. Yeni bir günün vaatleriyle cesur yüreklerimizi ittiririz. Kendimizin dışında bir gerçeği tutkuyla, aşkla ararız. Özlemle, tarifsiz bir istekle kurtarılmayı tüm kalbimizle bekleriz. Kader bizi beklediği sürece yaşamaya devam ederiz. Tanrı yardımcımız olsun. Tanrı bizi affetsin. Yaşamaya devam ediyoruz.
Her kalp atışı bir evren dolusu olasılıkla doludur, demişti. Sonunda ne demek istediğini anlıyordum. Her insanın kendi kaderini değiştirme gücünün olduğunu söylüyordu bana. Oysa ben her zaman kaderin değiştirilemez bir şey olduğunu düşünmüştüm. Doğumumuzla hepimize sabit bir kader biçilirdi. Fakat birdenbire hayatın daha değişik, çok daha güzel bir şey olduğunu fark ettim. İşin aslı, kendinizi nasıl bir oyunun içinde bulursanız bulun, şansınız ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun, hayatınızı bir düşünceyle ya da ufak bir sevgi gösterisiyle tamamen değiştirebilirdiniz.